Anasayfa / Dini Sözler / Amel ile İlgili Sözler

Amel ile İlgili Sözler

Amel; canlıların bir maksatla yaptıkları işe denilmektedir. Amel, davranış, etki, ibadet, hayırlı iş, vazife, idare, yapmak gibi anlamlara da gelmektedir. Amel, iyi (sâlih) ve kötü (seyyi’) amel olmak üzere ikiye ayrılır.

Şimdi Allah dostları ve İslam büyüklerinin Amel ile ilgili sözlerini sizlere aktaracağız:

Nice küçük amel, niyetle büyür. Nice büyük amel ise niyetle küçülür.  – Abdullah bin Mübarek (r.a.)

Ameller, kulluk elbisesidir. Allahû Teâlâ mahrum ettiği kimselerden elbiseyi çıkarır. Kendisine yaklaştırmak istediği kimselere şefkat eder devamlı bu elbise içinde kalmalarını nasib eder. – Ebû Bekr Kettanî (k.s)

İbadet ve amel sahibi için en faziletli şey, Allahû Teâlâ’nın huzurundaki murâkebe halidir. – Ebu Hays Haddad en-Nîşâbûrî (k.s)

Suyu düşünmek susuzluğu gidermediği, odunu düşünmek de ısıtma yapmadığı gibi sadece istemek de insanı gayesine ulaştırmaz. – Ebu Bekir Nessac (k.s)

Amelsiz cenneti talep etmek de günahlardan bir günahtır. –  Hz. Ebubekir (r.a.)

Yapılan ibâdete karşı bedel beklemek, Allahû Teâlâ’nın lütfunu unutmaktandır. – Ebu Bekr Vâsıtî (r.a)

Kişinin sözü amelinden çok olursa noksandır. Ameli sözünden fazla olursa kemâldir. – Abdullah-î Ensarî (r.a.)

İlim, ezber edilen değil, kendisinden faydalanılan şeydir. – İmam Şafi (k.s)

Ceviz kabuğunu kırıp özüne inemeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder. – İmam-ı Gazâli (k.s)

Amelde ihlâs, amelden daha zordur. Kul kendisiyle Allahû Teâlâ arasındaki hususlarda tam olarak sıdk, doğruluk üzere bulununca Allahû Teâlâ onun gayb hâzinelerine vakıf kılar. – Abdullah bin Hubeyk (r.a)

Allah-û Teâlâ, sâlih amellerle imânı kuvvetlendirmek için, emir ve yasak, vâd ve vaîdlerde bulunmuştur. Kökü, yakîn toprağında bitmeyen, dalları amellerle meydana gelmeyen her imân, Azrail aleyhisselâm canı almaya geldiği zamandaki şiddetli korkular karşısında sâbit kalamaz. Böyle kişinin, sonunda imânsız ölmesinden korkulur. Bu da ancak son nefeste ve ölüm korkuları zuhur ettiği zaman belli olan bir durumdur. Bu hâl meydana geldiğinde, çok az insan imânında sebât eder. Onun için akıllı kimsenin, salih amellerin faydasına kavuşması, Ehl-i sünnet itikâtında olması lâzımdır. Farzlar, sünnetleri ile birlikte yapılmalıdır. Kim Kitâb ve Sünnet ilmiyle, Selef-i Sâlihin ve Ehl-i Sünnet yoluna göre itikadını düzeltmezse, çalışmaları zayi olur. Gayreti boşa gider. – Abdullah İsfehânî (k.s.)

Uzun emele dalan bir kul, kulluk borçlarından çoğunu unutur, tevbekâr olmayı da hep sonraya bırakır. – Davud et-Taî (k.s.)

“Ey kul, kendin için yararlı amellerde bulunmaya bak! Sakın kendinden başka bir arkadaşa veya şeyhe itimad etme! Çünkü o gün, onların her biri, kendi işi ve başı ile meşgul olacaktır! Bütün amellerini, ihlâsa aykırı şaibelerden uzak ve temiz tut. Zira kıyamet gününde amellerin nuru, ancak İhlasın miktarınca olacaktır!” – Aliyyûl Havvâs (k.s.)

Bilmeyene yazıklar olsun, bilip de yapmayana yetmiş defa yazıklar olsun. – Ebudderdâ (r.a)

Emeli kısa olan bir kulun hali şudur: O, yediği her yemeğin, ancak ölümünden sonra cenaze yıkayıcısının eliyle dışarı çıkacağını; topladığı dünyalıkların da ancak başkalarına yarayacağını zanneder. Başka türlü düşünenler, uzun emellidirler. Hasan-i  Basri (k.s)

Zühd ve takva ehli dünyayı boşamıştır. Ve bu boşayışın iddeti ebediyyen bitmez! Her kim dünyayı boşamışsa, hemen onunla âhiret birleşmiş olur! – Yahya bin Muaz (r.a.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir