Anasayfa / Dualar / Şifa Ayetleri

Şifa Ayetleri

Kur’an-ı Kerim’in her ayeti birer şifadır. Kaldı ki Kuran’ın bizzat kendisi şifadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) iki şifa vardır buyurmaktadır: “Bunun biri baldır, diğeri Kuran-ı Kerim’dir.” (İbn Mâce, Tıp, 7) Bal, maddi bir şifa kaynağı iken, Kuran-ı Kerim hem maddi ve hem de manevi bir şifa kaynağıdır.

İnsan rahatsızlandığında, hastalığının şifası için sebeplere müracaat etmeli, bu noktada doktora giderek onun verdiği reçeteyi tatbik etmeli; hastalığının hikmetlerini kavrayarak sabretmeli ve şifasını yalnızca Allah’tan beklemelidir. Zira hakiki şifa verici yalnız Allah’tır. Bütün dertlerin devası, şifanın kaynağı Allahü Teala’dır. Esas şifayı biz ondan bekler; diğerlerini hep birer vasıta olarak biliriz.

İmam Kuşeyri Hazretleri naklediyor: “Şimdi arzedeceğim altı ayet şifa kaynağıdır. Bunları bir insan sabah-akşam dikkatlice, ihlasla okursa hangi hastalık olursa olsun biiznillah şifa bulur. Bu âyetlerin şifâ verdiğini tecrübe etmişizdir…” demektedir.

Şifa Ayetleri şunlardır:
Tevbe Suresi 14,
Yunus Suresi 57,
Nahl Suresi 69,
İsra Suresi 82,
Şuara Suresi 80,
Fussilet Suresi 44.

Şifa ayetleri; Tevbe Suresi 14. ayetinin sonu; Yunus Suresi 57. ayetinin ortası; Nahl Suresi 69. ayetinin orta kısmı; İsra Suresi 82. ayetinin baş tarafı; Şuara Suresi 80 ayeti; Fussilet Suresi 44. ayetinin orta yeridir.

Şifa Ayetlerinin Arapçası, Türkçe okunuşu ve anlamları ise şöyledir:

* Tevbe Suresi 14. Ayet

Kâtilûhum yuazzibhumullâhu bi eydîkum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu’minîn (mu’minîne).
Anlamı: Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin.

* Yunus Suresi 57. Ayet

Yâ eyyuhân nâsu kad câetkum mev’ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu’minîn (mu’minîne).
Anlamı: Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.

* Nahl Suresi 69. Ayet

Summe kulî min kullis semerâti feslukî subule rabbiki zululen, yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs (nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn (yetefekkerûne).
Anlamı: “Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.

* İsra Suresi 82. Ayet

Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ (hasâran).
Anlamı: Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.

* Şuara Suresi 80. Ayet

Ve izâ maridtu fe huve yeşfîni.
Anlamı: “Hastalandığımda da O bana şifa verir.”

* Fussilet Suresi 44. Ayet

Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuhu, e a’cemiyyun ve arabîyyun, kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yu’minûne fî âzânihim vakrun ve huve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd (baîdin).
Anlamı: Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir