Anasayfa / Hac / Haccın Vacipleri

Haccın Vacipleri

Haccın vâcipleri iki kısma ayrılır. Kendi başlarına müstakil olanlara “aslî vacipler”, diğer menâsike bağlı olanlara da “fer’î vâcipler” denir.

Aslî vâcipler şunlardır:
1. MÜZDELİFE VAKFESİ
Müzdelife Arafat ile Mina arasında bir bölgedir. Harem sınırları içerisindedir. Hacda arefe gününü bayramın birinci gününe bağlayan geceyi burada geçirmek sünnet, vakfe yapmak ise vâciptir.
Müzdelife vakfesinin geçerli olabilmesi için hac için ihramlı olmak, Arafat vakfesini yapmış olmak ve belirli yer ve zamanda yapmak şarttır.
Belirli yer: Vakfe, Muhassır vadisinden başka Müzdelife’nin her yerinde yapılabilir. Mümkünse Kuzeh dağı civarında Meş‘ar-i Harâm yakınlarında yapmak sünnettir.
Vakfenin zamanı. Kurban bayramının birinci günü sabahı fecr-i sâdıktan güneşin doğmasına kadar olan müddettir. Tan yeri ağarmadan önce Müzdelife’den ayrılan kimse Hanefî mezhebine göre vakfe yapmış olmaz.
Müzdelife vakfesinde de niyet etmek ve Müzdelife’de olduğunu ve vakfe yaptığını bilmek şart değildir. Belirlenen müddet içinde Müzdelife’de bulunanlar vakfeyi yapmış sayılırlar.
Akşam ve yatsı namazlarını yatsı vakti girdikten sonra Müzdelife’de cem‘-i te’hir ile kılmak vâciptir. Bir ezan ve kametle iki namaz birden kılınır. Önce akşamın farzı, ardından yatsının farzı kılınır. Bundan sonra yatsının son sünneti ve vitir namazları kılınır.
Müzdelife vakfesinin vakti girince sabah namazı erkenden kılınır. Namazdan sonra telbiye, tekbir, tehlil, dua, tövbe ve istiğfarla meşgul olunur. Ortalık iyice aydınlanıncaya kadar vakfe yapılır. Vakfeden sonra güneş doğmadan Mina’ya hareket edilir.
Bayram günlerinde şeytana atılacak yetmiş taşın -biraz fazlasıyla- Müzdelife’den toplanması müstehaptır. Bunların yıkanması uygun olur. Müzdelife vakfesi bir özür sebebiyle terkedilirse bir şey lâzım gelmez. Özürsüz terk, kurban cezasını gerektirir.

2. ŞEYTAN TAŞLAMA
Bayram günlerinde Mina’da bulunan cemrelere (taş atma yerlerine) taş atmak vâciptir. Buna dilimizde “şeytan taşlama” denir. Mina’da küçük cemre, orta cemre ve Akabe cemresi adı verilen taş kümeleri vardır. Bunlara küçük taşlar usulüne göre atılır. Mina bölgesi de Harem sınırları içindedir. Mekke tarafında sınırı Akabe cemresidir.
Şeytan taşlama günlerinde Mina’da gecelemek sünnettir.
Şeytan Taşlamanın Sahih Olmasının Şartları
1. Taşları cemrelere el ile fırlatarak atmak.
2. Atılan şeylerin taş, kurumuş çamur ve benzeri yeryüzü cinsinden bir şey olması. Demir ve ağaç gibi şeylerin atılması câiz değildir.
3. Yedi taşı ayrı ayrı atmak. Tamamı birden atılırsa tek bir taş sayılır.
4. Taşları kümelerin üzerine veya yakınına düşürmek. Uzağa düşerse sayılmaz. Üç zirâ mesafe (yaklaşık 1,5 m.) uzak sayılır.
5. Taşların, atanın hareketiyle ulaşması. Atılan taş bir yere düştükten sonra bu yerin etkisi olmadan, kendiliğinden, atılan yere ulaşırsa geçerli olur. Fakat birinin omuzuna veya başına düşüp durduktan sonra bu kişinin hareketiyle cemreye düşerse sahih olmaz.
6. Gücü yetenin taşları kendisinin atması. Ayakta namaz kılamayacak kadar hasta olanlar, vekâlet vererek taşlarını başkasına attırırlar.
7. Taşları belirlenen vakit içinde atmak.
Şeytan Taşlamanın Zamanı ve Taş Sayısı
Taşlama kurban bayramının dört gününde yapılır. Bayramın birinci gününde yalnız Akabe cemresine yedi taş atılır.
Taşlama vakti bayramın birinci günü tan yeri ağarmasından başlar, ertesi gün aynı zamana kadar devam eder. Bu süre içinde güneşin doğuşundan öğle vaktine kadar taş atmak sünnettir. Güneşin doğmasından önce ve güneşin batmasından sonra taş atmak mekruhtur.
Akabe cemresine ilk taşın atılmasıyla telbiye sona erer.
Bayramın ikinci gününde, her cemreye yedişerden yirmi bir taş atılır. Taşlama zamanı zeval vaktinden (öğleden) başlar ertesi gün tan yeri ağarmasına kadar sürer. Mazeret olmaksızın güneş battıktan sonraya bırakılması mekruhtur. Bu vakitlerde taşlamanın mekruh sayılması ortalığın karanlık olması sebebiyledir. Ancak günümüzdeki bu yerlerdeki aydınlatma ile kerâhet sebebi sakıncalar da ortadan kalkmıştır. Bu yüzden özellikle yaşlıların ve kadınların taşlamayı bu vakitlerde yapmaları daha uygundur. Zevalden (öğleden) önce atmak câiz değildir.
Bayramın üçüncü gününde, her cemreye yedişerden yirmi bir taş atılır. Taşlama zamanı zevalden ertesi gün tan yeri ağarmasına kadar sürer. İkinci gündeki belirtilen hususlar üçüncü gün için de aynen geçerlidir.
Bayramın dördüncü günü Mina’da bulunanlar yine her cemreye yedişerden yirmi bir taş atarlar. Taşlama zamanı İmâmeyn’e göre zevalden başlar, İmâm-ı Âzam’a göreyse taş atma zamanı tan yerinin ağarmasıyla başlar. Ancak taşların henüz güneş doğmadan atılması mekruh; güneşin doğmasından zevale kadar süre câiz; zevalden sonra atılması ise sünnettir. Dördüncü gün güneşin batmasıyla taşlama süresi biter.

Şeytan Taşlamanın Sünnetleri
1. Nohuttan büyük, fındıktan küçük taşları atmak.
2. Taşları üç buçuk metre mesafeden atmak.
3. Yedi taşı peş peşe atmak.
4. Taşların her birini atarken “Bismillâhi Allahüekber” demek.
5. Bayramın ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde önce küçük, sonra orta son olarak da Akabe cemresine sıra ile taş atmak.
6. Küçük ve orta cemrelere taş attıktan sonra dua etmek. Akabe cemresi taşlandıktan sonra beklenmez.
7. Akabe cemresine taşları Mekke’yi sola, Mina’yı sağa alarak atmak. Diğer iki cemreye taşlar istenilen her yönden atılabilir.
Şeytan Taşlamanın Mekruhları
1. Yerine ulaşmayan taşı alıp yeniden atmak.
2. Cemre mahallinde başkasının attığı taşı alıp yeniden atmak.
3. Temiz olmayan taşları atmak.
4. Bir taşı kırıp birkaç taş yaparak atmak.
5. Bir cemreye aynı gün yediden çok taş atmak.
6. Cemreler arasındaki sıraya uymamak.
Bu vazifeyi yaparken aşırılığa kaçmamalıdır. Taş atılan yerlere terlik, şemsiye ve benzeri şeyler atmak uygun değildir. Küçük taşları usulüne göre atmakla bu vazife yerine getirilir.
Bu ibadetin hikmeti Allah Teâlâ’nın ilminde saklıdır. Biz bunu yapmakla Cenâb-ı Hakk’ın emirlerine kayıtsız şartsız itaat etmiş ve bağlılığımızı göstermiş oluruz. Taşlama, kötü sıfatlara ve şeytanın vesvesesine karşı olan nefretimizin bir işaretidir. Gaye, içimizdeki çirkin sıfatları atmak, gafleti gidermek, cehaleti yok etmek ve mârifeti elde etmektir. Biz bu vazifeyi yapmakla Hz. İbrahim’in (a.s) sünnetini ihya etmiş ve Hz. Muhammed’e (s.a.v) uyarak İlâhî rızâyı elde etmiş oluruz.
Yaşlılık, hastalık ve sakatlık gibi meşru mazereti sebebiyle taşlarını bizzat atamayacak olanlar, uygun kişileri vekil tayin ederek taşlarını attırırlar. İzdiham sebebiyle gündüz taş atamayanlar gece atarlar. Vekilin önce kendi taşlarını atması sonra da vekili olduğu kimsenin taşlarını atması uygundur. Çocuğun taşlarını velisi, bayılan kimsenin taşlarını arkadaşları atabilirler. Bunlar için taş atılmasa da bir ceza gerekmez.
Vaktinde atılmayan taşların taşlama süresi içinde kazâ edilmesi vâciptir. Bayramın dördüncü günü güneşin batmasıyla taşlama süresi sona erer. Taşlama süresi içinde kazâ edilen taşların cezası İmâmeyn’e göre düşer, İmâm-ı Âzam’a göre düşmez.
Mina’dan ayrılmaya “nefir” denir. İlk günün taşlamasından sonra Mina’dan ayrılmaya “1. nefir”; dördüncü günün taşlamasından sonra ayrılmaya “2. nefir” denir. Bayramın dördüncü günü fecr-i sâdıktan evvel Mina’dan ayrılanlar için dördüncü gün taşlarını atmak vâcip değildir. Böylelerin attığı taş sayısı kırk dokuz eder. Dördüncü günü de tamamlayanlarınki yetmiş eder.
Mina’dan Mekke’ye acele gitmek isteyen kimsenin bayramın üçüncü günü güneş batmazdan önce Mina’dan çıkması sünnettir. Artan taşlar ihtiyacı olanlara verilir veya uygun bir yere bırakılır.

3. KURBAN KESMEK
Temettü’ ve kırân haccı yapanların hedy kurbanı kesmeleri vaciptir. “Hedy” hac ve umre menâsiki ile ilgili olarak kesilen kurbanlara denir.
Hedy kurbanı keyfiyet bakımından kurban bayramı dolayısıyla kesilen “udhiyye” gibidir. Deve, sığır ve davar cin-sinden olur. Deve ve sığır yedi, koyun ve keçi bir kişi için kesilir.
İfrad haccı (umresiz sadece hac) yapanlar için hedy kurbanı vâcip değildir. İsterlerse nâfile olarak kesebilirler. Temettü’ ve kırân haccı yapanlar bir mevsimde iki ayrı ibadetin (hac ve umrenin) yapılmasından dolayı şükür olarak kurban keserler. Bu kurban, bayramın ilk üç günü içerisinde; ilk gün tan yerinin ağarmasından üçüncü günün güneş batıncaya kadarki süre içinde kesilir.
Bu üç gün içinde (eyyâm-ı nahrda) mazeretsiz olarak kesilmezse İmâm-ı Âzam’a göre daha sonra biri kazâ biri de ceza olarak iki kurban kesilir. Hedy kurbanının kesim günleri olan ilk üç gün içinde kesilmesi İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre sünnettir; dolayısıyla daha sonra kesilmesi mekruh ise de ceza gerektirmez.
Hedy, Kâbe’ye ve Harem’e hediye edilmek üzere kesilen kurban demek olduğundan Harem bölgesi içinde kesilir. Eyyâm-ı nahr içinde kesilen hedy kurbanının Mina’da, bugünler dışında kesilenlerin ise Mekke’de kesilmesi daha faziletlidir.
Temettü’ ve kırân haccı yapanların şükür kurbanı olarak kestikleri hedy kurbanlarının etlerini zengin, fakir herkes yiyebilir. Hatta sahiplerinin bunların etlerinden yemeleri müstehaptır.
Temettü’ ve kırân haccı yapanlardan çeşitli sebeplerle temettü’ ve kırân hedyi kesme imkânı bulamayanlar üçü hac esnasında yedisi de hacdan sonra olmak üzere toplam on gün oruç tutarlar. İlk üç günün hac ayları içinde, ihrama girdikten sonra ve kurban bayramının ilk gününden önce tutulması gerekir. Temettü’ haccında bu üç gün oruç henüz hac için ihrama girmeden umre ihramından sonra da tutulabilir.
Üç ve yedi günlük oruçların aralıklı tutulması câiz ise de peş peşe tutulmaları efdaldir. Yedi günlük orucun memlekete döndükten sonra tutulması daha faziletlidir.

4. SAÇLARI TIRAŞ ETMEK veya KISALTMAK
Saçların ustura veya makine ile dipten tıraş edilmesi veya makasla uçlarından bir miktar kısaltılması da vâciptir. Saçların tıraş edilmesine “halk” kısaltılmasına ise “taksîr” denir. Halk, taksîrden daha faziletlidir.
Bayramın ilk günü Müzdelife’den Mina’ya gelindiğinde sıra ile Akabe cemresine taş atılır. Temettü’ ve kırâna niyet etmiş olanlar kurban keserler ve tıraş olup ihramdan çıkarlar. İmâm-ı Âzam’a göre bu sıraya uymak vâciptir.
Uyulmazsa ceza gerekir. Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre ise bu sıraya uymak sünnettir. Uyulmadığı takdirde ceza gerekmez. Bu üç menâsik ile (taş, kurban, tıraş) ziyaret tavafı arasındaki sıraya uymak sünnettir.
İmâm-ı Âzam’a göre bayram günlerinde tıraş olmak vâciptir. Daha sonraya bırakılması ceza gerektirir. Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre ise kurban kesme günlerinde tıraş olmak sünnettir. Geciktirilmesi mekruh ise de ceza gerekmez. Ancak kişi tıraş olmadıkça ihramdan çıkamaz.
Saçın tıraş veya kısaltılmasının yapılacağı yer Harem bölgesidir. Harem bölgesi dışında yapılması sahih ise de vâcip terkedildiği için ceza gerekir. İmam Ebû Yusuf’a göre ise saçı Harem bölgesinde tıraş etmek veya kısaltmak sünnettir.
Saçların tıraş edilmesi veya kısaltılmasında vâcip olan miktar en az dörtte bir orandaki saçlardır. Saçların kısaltılması halinde kesilen miktar parmak ucu uzunluğundan az olmamalıdır. Başın sadece dörtte birinde veya daha az kısmında saç varsa hepsinin tıraş edilmesi veya kısaltılması gerekir. Saçın tamamının tıraş edilmesi veya kısaltılması sünnettir. Erkeklerin saçlarını tıraş etmeleri kısaltmalarından efdaldir. Başında tıraş olabilecek kadar saç bulunmayan kimse ustura veya tıraş makinesini başında gezdirmekle bu vecibeyi yerine getirmiş olur.
Kadınlar saçlarının en az dörtte birinin uçlarından bir miktar keserler. Onların saçlarını dipten kesmeleri mekruhtur.
Saçların tıraş edilmesi veya kısaltılmasıyla ihramdan çıkılmış olur. Bununla cinsî münasebet dışındaki ihram yasakları kalkar. Buna ilk tehallül denir. Ziyaret tavafının yapılmasıyla cinsî münasebet yasağı da dahil olmak üzere bütün ihram yasakları kalkar. Buna da ikinci tehallül denir. Ancak tıraş olmadıkça Akabe cemresine taş atmak, kurban kesmek, hatta ziyaret tavafı yapmakla hiçbir yasak kalkmaz.

5. SA‘Y
Sa‘y, Kâbe’nin doğu tarafında bulunan Safâ ve Merve denilen iki tepe arasında; Safâ tepesinden başlayıp Merve tepesinde tamamlanmak üzere dördü gidiş üçü geliş olmak üzere yedi defa gidip gelmekten ibarettir. Haccın vaciplerindendir. Safâ’dan Merve’ye gidiş bir şavt, Merve’den Safâ’ya dönüş bir şavt olur. Tamamı yedi şavt olur. Safâ ile Merve arasındaki mesafeye sa‘y yeri anlamına gelen “mes‘â” denir.
Sa’yin Sahih Olmasının Şartları
1. Sa’yin ihrama girdikten sonra yapılması. Yani niyet ve telbiyeden sonra yapılmalıdır. Hac sa’yinin ziyaret tavafından sonra yapılması daha faziletlidir. Hac için ihrama giren kimse, hac sa’yini Arafat vakfesinden önce yaparsa ihramlı olarak yapması gerekir. Arafat dönüşü ziyaret tavafından sonra yaparsa (tıraş da olmak şartıyla) ihramsız olarak yapabilir.
2. Hac sa’yinin hac ayları başladıktan sonra yapılması.
3. Sa’yin geçerli bir tavaftan sonra yapılması. Sa’y müstakil bir ibadet değildir. Yani mutlaka bir tavaftan sonra yapılır. Geçerli tavaftan maksat, cünüp, hayız ve nifas gibi hallerden temiz olarak yapılan tavaftır.
4. Şavtların çoğunun (en az dördünün) yapılmış olması. Dört şavttan az olursa sa‘y geçerli olmaz. Dört şavttan sonrası eksik kalan her şavt için ceza (sadaka) gerekir.
Sa’yin Vâcipleri
1. Sa’yi yürüyerek yapmak. Ancak sakatlık, hastalık ve yaşlılık gibi sebeplerle yürüyerek sa’y yapamayacak kimse arabaya binerek sa’yini yapabilir. Bundan dolayı bir ceza gerekmez.
2. Sa’yi yedi şavta tamamlamak. İlk dört şavt rükün olarak farzdır.
Sa’yin Sünnetleri
1. Sa’yi tavaftan sonra ara vermeden yapmak.
2. Abdestli olarak yapmak.
3. Sa’ye başlamadan önce Hacerülesved’i selâmlamak.
4. Necâsetten temiz olmak. Beden ve elbisede namaza mani pislik bulunmaması.
5. Her şavtta Safâ ve Merve tepelerinin Kâbe’nin görülebileceği yerlerine kadar çıkmak.
6. Sa’yin şavtlarını ara vermeden yapmak.
7. Erkekler için, Safâ ve Merve tepeleri arasında yeşil ışıkla aydınlatılmış sütunlar arasından kısa adımlarla koşarak süratli ve çalımlı yürümek. Buna “hervele” denir. Hervele sa’yin her şavtında yapılır. Kadınlar ise hervele yapmazlar.
8. Sa’y esnasında tekbir, tehlil ve dua ile meşgul olmak.
Sa’yin Yapılışı
Tavaftan sonra iki rek‘at namaz kılınır. Hacerülesved selâmlanarak Safâ tepesine çıkılır. “Allahım! Senin rızân için Safâ ile Merve arasında (yedi şavt) haccın sa‘yini yapmak istiyorum. Bunu bana kolay kıl ve benden kabul et” diye niyet edilir.
Kâbe’ye dönülerek tekbir, tehlil ve salâvat-ı şerife okunur. Eller kaldırılarak dua edilir ve Merve’ye doğru yürünür. Yeşil ışıklı sütunlar arasında hervele yapılır. Sa’yin bütün şavtlarında hervele esnasında, “Rabbiğfir verham va‘fu ve tekerrem ve tecavez amma ta’lem inneke ta’lemu mâlâ na‘lem inneke entellahül eazzü’l-ekrem” diye dua edilir. Mânası. Rabbim! Günahlarımızı affet, bize acı, kusurlarımızı bağışla, bize ikram et, bildiğin bütün günahlarımı bağışla. Çünkü sen bizim bilmediklerimizi de biliyorsun. Şüphe yok ki sen aziz ve çok kerimsin Allahım!”
Merve’de Kâbe’ye dönerek tekbir, tehlil ve salâvat-ı şerife okunur. Eller kaldırılıp dua edilir. Böylece sa’yin bir şavtı tamamlanmış olur. Aynı şekilde Safâ’dan Merve’ye dört gidiş, Merve’den Safâ’ya üç dönüş olmak üzere yedi şavt yapılınca sa’y tamamlanmış olur.
Hac için sa’y bir defa yapılır. Nâfilesi yoktur. Bu itibarla her tavaftan sonra sa’y yapılmaz. Hac sa’yi, ziyaret tavafı veya kudüm tavafı veya nâfile bir tavaftan sonra yapılabilir. Arafat vakfesinden önce ihramlıyken yapılır.

6. VEDÂ TAVAFI
Vedâ tavafı hacda yapılan en son tavaftır. Dışarıdan gelen ve hac görevlerini tamamlayarak memleketlerine dönen hacıların vedâ tavafı yapmaları vâciptir. Bu tavafa “ayrılma” mânasında “sader tavafı” da denir.
Vedâ tavafının vâcip olmasının şartları şunlardır: Haccetmiş olmak, hacceden kişinin Mekke dışından gelen bir kimse olması, kadınların hayız ve nifastan temizlenmiş olmaları.
Vedâ tavafı ziyaret tavafından sonra yapılır. Mekke’den ayrılıp mîkat dışına çıkılmadıkça vakti sona ermiş olmaz. Arafat vakfesinden sonra yapılan ilk tavaf hangi niyetle yapılırsa yapılsın “ziyaret tavafı” olur. Ziyaret tavafından sonra yapılan her tavaf da “vedâ tavafı” sayılır. Mekke’den ayrılırken yapılması daha faziletlidir.
Vedâ tavafını yapıp tavaf namazını kıldıktan sonra Beytullah’a bakarak ayakta zemzem suyundan bol bol içmek ve üzerine dökmek sünnettir. Mültezem’e göğsünü ve yüzünü koymak, Kâbe örtüsüne yapışıp dilediği kadar dua yapmak da haccın sünnetlerindendir.

* * *

Yukarıda açıklanan altı aslî vâcipten başka haccın fer‘î vâcipleri de vardır. Bunlar; ihram, Arafat vakfesi ve tavafta olmak üzere yirmi iki tane olup yukarıda bu vazifeleri anlatırken açıklanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir