Anasayfa / Hac / Peygamber Efendimizi Ziyaret

Peygamber Efendimizi Ziyaret

Resûl-i Ekrem Efendimiz’i (s.a.v) ziyaret vâcibe yakın bir sünnet-i müekkededir. Peygamber Efendimiz’in Medine-i Münevvere’de bulunan kabr-i şerifini ziyaret etmek ve mescidinde namaz kılmak büyük bir mükâfata vesile olduğu gibi, onun sevgisini yenilemenin ve onun sünnetine bağlılığın da önemli bir yoludur.
Hz. Peygamberi (s.a.v.) ve Peygamber Mescidini ziyaret, sıradan bir ziyaret değildir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir.” (Hucurat, 49/2)
Bu konuda, Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Vefatımdan sonra beni ziyaret eden, sağlığımda beni ziyaret etmiş gibi olur. ” (Darekutni, 2/278; Taberani, el-Kebir, 12/406)
Bir başka hadis-i şerifte, “Kabrimi ziyaret eden kimse için şefaatim hak olur.” (Beyhaki, Şuabü’l-İman, 3/448; Taberani, el-Kebir, 12/291) buyrulmuştur.
Kadı İyâz, Şifâ-i Şerifinde diyor ki: “Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) kabrini ziyaret etmenin müslümanların hiç terketmedikleri en önemli hayırlı amellerden biridir.”
Hafız ibn Hacer (rah) demiştir ki: “Hz Peygamber’i (s.a.v) ziyaret etmek en faziletli amellerden, Allah’a erdiren vesilelerden ve İlâhî rahmeti çekecek taatlerdendir. Başka bir inançta bulunan kimse, İslâm dairesinin dışına çıkmış olup Allah’a ve Resûlü’ne muhalefet etmiş olur.”
Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) kabrini ziyarete niyetlenen kimse onun nurlu mescidini ziyarete de niyetlenmelidir; çünkü o da ayrı bir sünnettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şerifte buyurmuştur ki:
“Ancak şu üç mescid için binek hazırlanıp yola çıkılır: Mescid-i Haram, şu mescidim (Mescid-i Nebevi) ve Mescid-i Aksâ.” (Buhari, Savm, 57; Müslim, Hac, 415)
Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur:
“Benim şu mescidimde kılınan bir rek’at namaz, Mescid-i Harâm dışında diğer mescidlerde kılınan bin rek’at namazdan daha efdaldir.” (Buhari, Salat, 515; Müslim, Hac, 505-506)
Üstelik bir hadis-i şerifde: “Beytullah’ı ziyaret edip de beni ziyaret etmeyen, bana eziyet etmiş olur,“ buyurulmuştur.
Medine-i Münevvere’de kalınan süre içinde beş vakit namazın Mescid-i Nebi’de kılınmasına özen gösterilmelidir. Mümkünse kırk vakti orada tamamlamalıdır. Boş zamanları, Kur’ân-ı Kerîm kıraati, salâtü selâm, zikir ve tesbihatla değerlendirmeli ve müsait zamanlarda Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) kabr-i şerifini sık sık ziyaret etmelidir.
İmkân varsa minber-i şerif ile Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v) saadet dolu kabri arasındaki yerde ilk varıldığında iki rek’at tahiyyetü’l-mescid namazı kılınmalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) burasının cennet bahçelerinden bir bahçe olduğu müjdelenmiştir.  (Buhari, Fezailü’l-Medine, 12; Müslim, Hac, 1391)
Ziyaretçiler, daha sonra da imkân nisbetinde bu mahalde namaz ve ibadete devam etmelidir.

Resûlullah Efendimiz’i (s.a.v) ziyaret ederken yüz Ravza-i Mutahhara’ya, sırt kıbleye dönük olmalıdır. Kendisine salât edilir, selâm verilir (“Esselâmü aleyke eyyühennebiyyu ve Rahmetullahi ve berekâtühu. Esselâmü aleyke ya seyyidî, ya Resûlallahi, esselâmu aleyke ya Habîbellahi.”), dua yapılır, şefaati dilenir. Daha sonra da sırasıyla Hz. Ebû Bekir-i Sıddîk (“Esselâmü aleyke ya halifete Resûlillahi. Esselâmü aleyke ya sahibe Resûlillahi ve enîsihi fîlğari ve refîkıhi fil-esfari ve emînihi alel’esrari cezakellahu tealâ hayren.”) ve Hz. Ömer (r.a) (“Esselâmu aleyke ya emîrel-mü’minin, ya nasıre’l-müslimin. Esselâmu aleyke ya müşettite şemlil-müşrikîn. Cezakellahu Teâlâ anna hayrelcezai.”) ziyaret edilir.
Geldiği yerde Peygamber Efendimiz’e selâm gönderenlerin selâmı, “Yâ Resûlallah, ümmetinden falanın size selâmı var” diye kendisine iletilir. O huzurda kendisi, anne-baba, evlatlar, dostlar, üstatlar ve bütün müminler için hayır dualar edilir.
Her ziyarete giderken, sanki âlemlere rahmet yapılan Allah Resûlü hayatta bulunuyor ve kendisini ziyarete gidiyormuş gibi düşünmeli, öyle davranmalıdır. Bunun için onunla buluşmaya giderken mümkünse gusül abdesti almalı, temiz elbiselerini giymeli, güzel kokular sürünmeli, sevinmeli, şükretmeli, bir fakire sadaka vermeli, iki rek’at namaz kılmalı, boynu bükmeli, tam bir huşû ve tevazu haline bürünmeli ve şu âyetle amel ettiğini düşünmelidir:
Allah Teâlâ buyururur ki:
“Eğer onlar (günah işleyerek) kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler, Resul de onlar için istiğfar etseydi Allah’ı çok affedici ve çok merhamet edici bulurlardı. ” (Nisa, 4/64)
Ziyaretine gelen herkesi Allah Resûlü tanır, selâmın alır, şahidi ve şefaatçisi olur.

MEDİNE’DE BULUNAN DİĞER ZİYARET YERLERİ
Cennetül bakî’, Uhud şehidleri, Yedi mescidler (Mesâcid-i Seb‘a), İki Kıbleli Mescid (Mescid-i Kıbleteyn), Kubâ Mescidi, Cuma Mescidi (Mescid-i Cum’a).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir