Anasayfa / Namaz Hocası / Cenaze Namazı

Cenaze Namazı

Cenaze ölü demektir. Cenazelerle ve ölmek üzere olan hastalarla ilgili Müslümanların yapması gereken vacipler ve vazifeler şöyledir:
ÖLÜM SIRASINDA YAPILACAK İŞLER
Ölüm sırasında yapılacak müstehap hareketler şunlardır:
1. Hastayı kıbleye doğru sağ yanı üzerine çevirmek.
2. Hastaya şehadet kelimesini hatırlatmak (Hastanın yanında şehadet kelimesi söylenir, fakat söylenmesi için ısrar edilmez.)
3. Hastanın yanında Kur’an (özellikle Yâsin sûresini) okumak.
4. Hastanın yanında hayır duada bulunulur.
Hasta ölünce ağzı kapatılır. Bir bez ile çenesi bağlanır ve gözleri yumulur. Elleri yanlarına uzatılır ve üstüne bir örtü çekilir.
CENAZENİN YIKANMASI
Cenaze şöyle yıkanır:
Yıkanacak ölü teneşir veya yüksek bir yere konur. Yıkayacak kişi eline bir bez sardıktan sonra ölünün avret yerlerini yıkayıp temizler. Bundan sonra ağzına ve burnuna su vermeksizin ölüye abdest aldırılır. Daha sonra su dökülerek başı ile bedeni sabunlu ılık su ile yıkanır. Sonra sol yanına çevrilerek sağ tarafı yıkanır. Her organı üç defa yıkamak sünnettir. Suyun zor ulaşacağı organları da ovularak yıkanmalıdır. Ondan sonra sağ tarafına çevrilerek sol yanı yıkanır. Ölü oturur duruma getirilerek karnına hafifçe bastırılır. Eğer ölüden cenaze yıkandıktan sonra bir şey çıkarsa yıkanıp giderilir; yeniden yıkanması ve abdest aldırması gerekmez.
Böylece yıkanma işlemi biten bir ölü havlu veya benzeri bir şey ile kurulanır, sonra kefenlenir.
Erkek cenazeyi erkek, kadın cenazeyi kadın yıkar. Kadın, kendi kocasını yıkayabilir; fakat erkek kendi eşini yıkayamaz. Diğer üç mezhep imamına göre erkek de karısının cenazesini yıkayabilir. Kadın cenazeyi yıkayacak kadın, erkek cenazeyi yıkayacak erkek bulunmadığı durumlarda cenazeye teyemmüm ettirilir. Ergenlik çağına yaklaşmış erkek çocuğunu erkek, ergenlik çağına yaklaşmış kız çocuğunu da kadın yıkar. Küçük yaştaki kız çocuğunu erkeğin, küçük yaştaki erkek çocuğunu da kadının yıkaması caizdir.
CENAZENİN KEFENLENMESİ
Sünnete uygun erkek kefeni üç, kadın kefeni beş parçadan oluşur.
Erkeğin kefenini oluşturan parçalar şunlardır:
1. Kamis (Gömlek): Boyundan ayaklara kadardır.
2. İzar: Baştan ayaklara kadardır.
3. Lifafe: Bu da baştan ayaklara kadardır. Lifafe en üste gelir. Baş ve ayak taraflarından düğümleneceği için biraz uzun tutulur.
Kadının kefenini ise erkeğin kefenini oluşturan üç parçanın yanı sıra baş örtüsü ile göğüs üzerine bağlayan bezden ibarettir.
Cenaze şöyle kefenlenir:
Önce lifafe yere yayılır. Onun üzerine izar serilir. Gömlek de giydirildikten sonra ölü izarın üzerine konur. Ölü erkekse, izar önce sol tarafından sonra da sağ tarafından sarılır.
Cenaze kadın ise, saçları iki örgü yapılarak gömlek üstünden göğsünün üzerine konulur. Bunun üzerine, yüzünü de örtecek şekilde baş örtüsü konur. Sonra üzerine izar sarılır. İzarın üzerinden de göğüs örtüsü bağlanır. Daha sonra da lifafe sarılır.
Kefenin açılmasından endişe ediliyorsa kefen bir bez ile bağlanır.
CENAZE NAMAZI
• Cenaze namazının sahih olması için cenaze de aranan şartlar şunlardır:
1. Ölünün Müslüman olması.
2. Yıkanmış ve temiz olması.
3. Cenazenin hazır olması.
4. Cemaatinin önünde bulunması.
5. Ölünün tamamının veya çoğunun ya da başı ile birlikte yarısının mevcut olması.
6. Cenaze namazının ayakta kılınması.
7. Cenazenin yere konulmuş olması. (Omuzlarda, binek veya araba üzerinde olmaması)
Cenaze namazının rükünleri dört tekbir ile kıyamdan ibarettir. Bu namazda rükû ve secde olmadığı gibi kıraat ve teşehhüt de yoktur. Namazın sonunda selâm vermek de vaciptir.
Cenaze namazının sünnetleri şunlardır:
1. İmamın, cenazesinin göğsü hizasında durması.
2. Birinci tekbirden sonra “Sübhaneke” okumak.
3. İkinci tekbirden sonra Salli-Barik okumak.
4. Üçüncü tekbirden sonra dua okumak.

Cenaze Namazı Kılınışı için ilgili sayfamıza bakınız!..

• Cenaze namazı kılınmayan kimseler şunlardır:
1. Müslüman olmayanlar.
2. Annesini veya babasını kasten öldürenler.
3. İslâm devletine karşı çıkıp çatışmada öldürülenler.
4. Silahlı çatışmada öldürülen yol kesiciler.
• Şafiilere göre cenaze namazının rüknü yedidir: Niyet getirmek, namaz kılanın gücü yeterse ayakta namaz kılmak, dört tekbir almak, birinci tekbirin akabinde Fatiha okumak, ikinci tekbirden sonra Peygamber’e (sav) ve âline salâvat getirmek, üçüncü tekbirden sonra ölüye dua etmek, dördüncü tekbirden sonra selâm vermek.
CENAZENİN TAŞINMASI
Cenaze şöyle taşınır:
Sünnet olan cenazeyi dört kişinin dört taraftan yüklenerek taşımasıdır. Her taraftan onar adım olmak üzere toplam kırk adım taşımak müstehaptır. Böyle biri mümkünse cenazeyi önce ön tarafından sağ omzuna, sonra ayak tarafından sağ omzuna, sonra ön tarafından sol tarafına, sonra ayak tarafından sol omzuna alarak taşır. Mümkün değilse kolayına gelecek şekilde taşır.
Mazeret olmaksızın çok yakın olan mesafeye cenazeyi araba ile taşımak mekruhtur. Cenazeyi takip edenlerin faydasız şeyleri konuşmaktan sakınmaları, yüksek sesle konuşmamaları, ölünün karşılaştığı durumu ve dünyava gelenlerin sonunun böyle olacağını düşünmekle meşgul olmaları, alkış tutmamaları, açıktan tekbir getirmemeleri gerekir.
KABİR
Kabir şöyle kazılır:
Kabrin boyu, ölünün boyu kadar, genişliği insan boyunun yarısı kadar, derinliği de göğüs hizasına kadar olmak üzere kazılır. Toprak sert ise kıble tarafına ölünün konabileceği şekilde oyularak lahit (oyuk) yapılır. Yer yumuşak olup oyuk açılınca çökecekse, uzunluğuna bir çukur kazılır. Buna da şak (yarma) denilir. Gerekirse çukurun her iki tarafı tuğla veya kerpiç gibi bir şeyle örülür.
ÖLÜNÜN DEFNEDİLMESİ
Ölü şöyle defnedilir:
Kabir, lahd şeklinde hazırlanmışsa ölü yüzü kıbleye gelecek şekilde yerleştirilir. Önüne kerpiç, tahta vb. şeyler konur.
Toprağın sızmaması için tahta veya kerpiçlerin üzerine hasır, ot vb. şeyler konabilir.
Kabir yarma şeklinde hazırlanmışsa ölü, hazırlanan boşluğa yüzü kıbleye gelecek şekilde yerleştirilir. Üzerine cenazeye dokunmayacak şekilde tahta, kerpiç vb. ile tavanımsı bir şey yapılır. Sonra üzerine toprak atılır.
TELKİN
Ergenlik çağına gelmiş bir müslümanın kabri başında telkin vermek caizdir. Bu vesile ile meleklerin sorularına vereceği cevabı kolaylaştıracağı umulur. Telkin şöyle yapılır:
Defin işi bittikten sonra telkin okuyan kişi kabrin baş tarafına, ölünün yüzüne karşı geçer. Kendisinin ve annesinin adını vererek örneğin “ey Fatma oğlu Ahmet (veya Fatma kızı Ayşe)” diye üç kere seslendikten sonra şöyle der:
“Üzkür mâ künte aleyhi min şehadeti enlâilâhe illallah ve enne Muhammeden Resûlullah ve enne’l-cennete hakkun ve’n-nâra hakkun ve enne’l-ba’se hakkun ve enne sâate atiyetün lâ raybe fîhâ ve enne’llâhe yeb’asu men fi’l-kubûr. Ve enneke radiyte billâhi rabben ve bi’l- islâmî dinen ve bi-Muhammedin sallallahü aleyhi ve sellem nebiyyen ve bi’l-Kur’âni imâmen ve bi’l-Kâbeti kıbleten ve bi’l mü’minîne ihvânâ. Rabbiyellahü lâilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbü’l-arşi’l-azîm.” Bundan sonra üç defa: “Ya Abdallah! Kul, lâ ilâhe illâllah” denir.
ISKAT-I SALAT
Kazaya kalmış beş vakit farz namazlarla vitir namazlarının bağışlanması umudu ile yapılan bir sadaka verme işlemine “Iskat-ı Salat” denilmektedir. Şöyle ki: Mükellef bir insan, farz ve vitir namazlarını, eda veya kazayı yapmaksızın ölse, bunların düşürülmesi için (bunların manevi sorumluluğundan kurtulması ümidi ile) bunlara karşı ödenmek üzere malının üçte birinden harcama yapılmasını vasiyet etmesi gerekir. Buna göre ölünün geriye bıraktığı malın üçte birinden namazlar için fidye (bedel) verilir. Böylece bağışlanması için Yüce Allah’a dua edilir.
Iskat-ı Salat (namazların düşürülmesi) için vasiyette bulunmamış olan bir ölünün velisi (veya varislerinden biri) tarafından bağış yolu ile verilecek bir mal ile de, bu iskat yapılabilir. Ölünün bu yüzden bağışlanması Allah’ın rahmetinden umulur. Yabancı bir kimse tarafından yapılacak böyle bir bağışın bu konuda yeterli olup olmadığı üzerinde ihtilaf vardır. Her hâlde, yabancı bir kimse tarafından ölü adına verilecek sadakadan da ölüye sevap ulaşır.
Bir kimse hastalığı sırasında kazaya kalmış namazlarını düşürmek için fidye ve sadaka veremez. Çünkü bunları kaza etmesi ihtimali vardır. Vereceği bu fidye hiç bir zaman namaz yerine geçemez. Fakat bu hastalık halindeki namazlarını kaza etmek fırsatını bulamayacağını düşünerek vasiyette bulunsa, bu vasiyeti ölümünde, varisi varsa bırakmış olduğu malın üçte birinden, varisi yoksa malının tamamından (Iskat-ı Salat olarak) yerine getirilir.
Ölen kimsenin tutamadığı oruçlar biliniyorsa, her gün için bir fidye, yani bir fakiri günlük olarak doyuracak para veya gıda verilir. Keffaret oruçları da katılır. Namaz ‘da oruca kıyas edilerek, kılınamayan vakitleri tespit edip her bir vakit için bir fidye verilir. Günlük olarak hesap edilecekse, bir günde vitir namazı ile birlikte 6 (altı) vakit hesap edilir. Ay ve yıl ile çarpılıp, çıkan miktar fidye olarak fakirlere verilir. Bir kısmı verilse de hayır ve fayda olur.
TAZİYE
Taziye, yakını vefat eden kimselere sabır tavsiyesinde bulunmak ve teselli etmektir. Taziyenin definden sonra olması efdaldir. Çünkü, definden önce ölü yakınları teçhiz ve tekfin işleri ile meşguldürler. Asıl hüzün ve yalnızlık definden sonra başlar. Ölü yakınlarının üzüntüsü fazla ise definden önce de taziye yapılabilir. Uygun olan taziyeyi ilk üç günde yapmaktır. Çünkü acı ve kederin ilk üç günden sonra genellikle hızı kesilmiş olur. Mazeret olmaksızın üç gün geçtikten sonra taziyede bulunmak mekruhtur. Çünkü bu ölü yakınlarının üzüntüsünü yeniler. Taziye, bizzat yapmak mümkün değilse telefon, telgraf ve mektup gibi vasıtalarla yapılabilir.
Vefat eden müslüman bir kimse için bir müslüman taziye edilirse şöyle denilir: “E’zamellahü ecrake ve ahsene ‘azâeke ve ğaferallahü li meyyitike.” Manası: Allah, sana bu musibete karşılık büyük sevap versin, acını iyiliğe çevirsin, ölen yakınını affeylesin.
Definden sonra ölünün ruhu için elden geldiği kadar sadaka vermek, sadaka verilecek bir şey yoksa iki rekât namaz kılıp sevabını ölünün ruhuna bağışlamak müstehaptır.
Ölen kimse için yas tutulmaz. Ancak kocası ölen kadın dört ay on gün yas tutabilir ki, bu süre başka biriyle evlenebilmesi için bekleyeceği iddet süresidir.
Cenaze evinin, gelenlere yemek hazırlayıp vermesi veya helva yapıp dağıtması mekruhtur. Fâkat akraba ve yakın komşuların o gün ve o gece cenaze evine yemek götürmeleri ise müstehaptır.

Cenaze ile ilgili meseleler ve cenaze namazının kılınışı ile ilgili kısa videomuzu izleyiniz!..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir