Anasayfa / Namaz Hocası / Kade-i Ahire

Kade-i Ahire

Son oturuş demektir. Dört rekatlı namazlarda ikinci oturuş ile iki rekatlı namazlardaki tek oturuş farzdır. “Ettehiyyatü” yü okumak ise vaciptir.
Bu oturuşlarda sol ayak yatırılır. Üzerine oturulur. Sağ ayak parmakları ise kıbleyi gösterecek şekilde dik tutulur. Eller serbest olarak uylukların üzerine konulur. Bel eğilmez. Gözler ise kucağa bakar. İki secde arasındaki oturuş şekliyle aynıdır. Kadınlara gelince erkekler gibi yapmazlar. “Teverrük” ederek otururlar. Yani, sol kalçasının üzerine oturur, uylukları birbirine  yakın olur ve ayakları sağ taraftan dışarı çıkarırlar. Teşehhüt miktarından maksat ise “Tahiyyat” okuyacak kadar bir süredir. Salavatları ve duaları okumak sünnettir. Namazların sonunda selam vermek de vaciptir. Önce sağ tarafa sonra sol tarafa dönülür.

Bir kimse sabah namazının ikinci rekatında oturmayıp üçüncü rekata kalkarsa ve üçüncü rekatın secdelerini yapsa, bu namaz farz namaz olmaktan çıkar, nafile olur. Bu durumda buna bir rekat daha ilave ederek dörde tamamlamalıdır. Farzı da yeniden kılmalı. Dört rekatlı bir farz namazın dördüncü, akşam namazının üçüncü rekatında oturulmayıp kalkılsa ve bir rekat daha kılınsa, bu namazlar da nafileye dönüşür. Birer rekat daha ilave edilip selam verilir. Farzlar ise yeniden kılınır.

Son oturuşu tam olarak uyku halinde geçiren kimse, uyandıktan sonra, yeniden teşehhüt miktarı oturmazsa namazı bozulur. Çünkü namazda uyku içinde geçen bir fiil irade dışı meydana geldiği için geçerli değildir.

ŞAFİLERE GÖRE
Selamdan Önceki Oturuş bir rükün olup farzdır. Oturuş nasıl olursa olsun caizdir. Ancak birinci oturuşta, iftiraş etmek (yani sol ayağı üzerine oturmak ve sağ ayağı dikmek) sünnettir. Sabah namazı hariç, bütün farz namazların ilk iki rekatından sonra teşehhüt okumak sünnettir.
Son Teşehhütü Okumak: bir rükün olup farzdır. Bunun şartları da şunlardır:
1. Teşehhütün “Azında” bulunan kelime, harf, şedde ve harekelere riayet etmek.
2. Arapça olarak okumak: Arapça olarak okunması ve öğrenilmesi mümkün olduğu hâlde onu başka bir lisan ile tercümesini okumak caiz değildir.
3. Normal olarak fasılasız okumak.
4. Kendi işiteceği kadar açıktan okumak.
5. Oturarak okumak.
Son teşehhütte “teverrük” üzere oturuş sünnettir.
Son Teşehhütte Hz. Peygamber’e (a.s.) Salavat Getirmek namazın bir rüknü olup, farzdır. Salavatın azı ve ekmeli vardır. Salavatta salat kelimesiyle Peygamberin (a.s.) ismini veya sıfatını zikretmek şarttır. Salat yerine selam denilse caiz değildir. Teşehhüt ve salavatın akabinde dua etmek sünnettir.
Birinci Selamı Vermek namazın bir rüknü olup, farzdır. En azı “Esselâmu Aleyküm”dür. Önce sağa sonra sola selam vermek sünnettir. Tenvin ile selam verip “Selamün Aleyküm” demek kâfi gelmez. Selam veren kimse sağ ve sol yanındaki melek ve mümin olan ins ve cinsleri niyet eder. Ayrıca imam ise kendisine uyanları da niyet eder. Me’mun ise, imamın selâmını almaya da niyet eder. Sağ tarafa selam verirken sağ yanağı, sol tarafa selam verirken de sol yanağı arkadan görünecek kadar başı döndürecektir.
Rükünlere Riayet Etmek de namazın farzıdır. Yani namazın rükünlerindeki sırayı gözetmektir. Bir kimse bilerek tertibi terk ederse namazı fesada gider. Fiili rükünlerde (Kıraat, rükû ve secde gibi) bu böyledir. Ama selamdan başka, teşehhüt gibi kavli bir rüknü (secde gibi) fiili bir rükünden evvel veyahut salavat gibi kavli bir rüknü, teşehhüt gibi kavli bir rükünden önce getirirse, namazı fesada gitmez. Fakat önceden yaptığı şey sayılmaz.
Böylece, Hanefilerde altı tane olan rükün şafiilerde on yediye ulaşmış oluyor. Bunlar; İftitah tekbiri, Kıyam, Rükû, Secde ortak olup buna niyet, Fatihayı Şerife okumak, Tuma’ninet, İtidal, İtidalde itminan, Secdede itminan, İki secde arasında oturmak, Secde arasında oturuşta itminan, Selamdan önceki oturuş, Son teşehhütü okumak, Son teşehhütün sonunda Peygamber’e (s.a.v.) salavat getirmek, Birinci selamı vermek ve rükünlerin tertibine riayet etmektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir