Niyet

Niyet; kılacağı namazı kalben ve lisanen kast etmektir. Namaza, kalben kat’i azimle niyet ederek girmek şarttır. Namazlarda niyet, Allah rızası için namaz kılmayı dilemek ve hangi namaza duracağını zihnen belirlemek yahut kalbinden geçirmektir.

Namaz niyeti kalp ile yapılır. Kalbin niyeti ile birlikte dil ile de söylenebilir. Bir insan başlayacağı bir namaza, kalb ile niyet edip de dili ile bir şey söylemese, o namazı caiz olur. Fakat kalp ile niyet etmeksizin dil ile yapılan niyet sahih değildir. Dolayısıyla bu şeklide kılınan namaz kabul olmaz. Kal ile niyet etmekle beraber “şu vaktin farzını veya sünnetini kılmaya niyet ettim” denilmesi  yani; hem kalp hem de dil ile niyet edilmesi sahih olan görüşe göre müstehabdır. Bunun sebebi dilin kalbe yardımcı olmasıdır.

Niyetin tekbir vaktinde olması, yani tekbire yakın olması menduptur. Niyetin iftitah tekbirinden daha önce olması da sahihtir. Fakat niyet ile tekbir arasında namaza aykırı bir hal bulunmamalıdır.

Eğer namaz kılan kişi yalnız başına kılıyorsa; farz namazlarla, bayram ve vitir namazlarında bunları yerine getirirken, hangi vakitler olduğunu belirlemek gerekir. Örneğin; “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü sabah namazının farzını kılmaya”, “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü Cuma namazının farsını kılmaya”, “Niyet ettim Allah rızası için bu gecenin vitir namazını kılmaya”, “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü Ramazan (Kurban) Bayramı namazını kılmaya” diye niyet edilir.

Yalnız “farz namaza” niyet etek kafi değildir. Böyle bir niyetle farz namazları tayin edilmiş olmaz. Fakat hangi namaz olduğunu belirlenmeksizin vaktin içinde; “niyet ettim Allah rızası için bu vaktin farzını kılmaya” diye niyet edilmesi kafi gelir. Yalnız Cuma namazı böyle değildir; onu vaktin farzıyla kılmak olmaz. Çünkü asıl vakit öğlenindir, cumanın değil.

Niyet ederken rekat adedini belirtmeye gerek yoktur. Kıblenin Kabe olduğunu bilen birinin niyet esnasında Kâbe’ye döndüğünü belirtmesi şart değildir.

Kaza namazı için “niyet ettim Allah rızası için ilk (veya son) kazaya kalan …………………………….. namazını kılmaya” şeklinde niyet edilir.

Yalnız başına namaz kılan kimsenin nafile namazlarına gelince, bunlarda sadece namaza niyet etmek kafidir. İhtiyaten belirleme yapılabilir. Mesela; teravih veya sünnet namaz gibi nafile vasıflarına niyet edilir. Sünnet namazların müekked veya gayr-ı müekked olduklarını belirtmeye gerek yoktur.

Eğer namaz cemaat halinde kılınıyorsa, cemaatin yukarıda anlatılan niyetlere ilaveten “uydum hazır olan imama” diye de niyet etmesi lazımdır. Misal; “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü akşam namazının farzını edaya; uydum hazır olan imama.”

Kendisine uyulan imamın kim olduğunu bilmek gerekmez. Eğer kılmakta olan kişi imam ise yukarıda geçtiği üzere hangi namazı kıldığını belirtir. Bir kimsenin erkeklere imamlık etmeye niyet etmesi şart değildir. Yalnız kılan kimseye sonra başkasının gelip uyması caizdir.

Fakat imam olacak kişinin kadınlara imam olmaya niyet etmesi şarttır. Bunun için imam “ene imamun limen tebiani = ben bana uyanlara imamım” diye niyet etse kendisine kadınlar da uyabilirler. Aksi halde kadınların böyle bir imama uymaları sahih değildir.

Özetle; imamın sadece bir şekilde imamlığa niyet etmesi şarttır. O da kadınlara imamlık etmeye niyet etmesi durumudur. Cemaatin imama uymaya niyeti, imam Allahu Ekber deyip namaza başlamasından sonra olmalıdır ki bir namaz kılana uyulmuş olsun ve imamdan önce tekbir alınmış olması ihtimali ortada kalmasın. Bu İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed’in görüşüdür. İmam daha Fatiha suresini bitirmeden tekbir alıp namaza başlayan kimse iftitah tekbirinin sevabına kavuşmuş olur. İmam-ı Azam’a göre cemaatin tekbirleri imamın tekbirine yakın olmalıdır.

Eda niyetiyle kaza, kaza niyetiyle eda caizdir. Mesela bir kimse vakti çıkmadığı düşüncesiyle öğle namazını edaya niyet etse sonradan da vaktin çıktığını anlasa o namaz vaktin kazası olur.

Namazın sonuna kadar niyetin akılda tutulması şart değildir.

ŞAFİİLERE GÖRE NİYET
Niyet etmek Allah’a yaklaşmak için ibadete başlarken ibadet yapmaya azmetmektir. Niyetin mahalli kalptir. Niyet Şafii mezhebine göre namazın rükünlerinden birisidir. Tekbir ile beraber getirilir. Ayrıca tekbirden önce niyeti dil ile söylemek de menduptur.
Farz namazını kılmak isteyen kimsenin hem namaz kılmaya azmetmesi, hem farz olduğunu belirtmesi, hem de hangi vaktin farzı olduğunu tayin etmesi icap eder. Yani farz namazlarda niyet getirirken “tayin”, “kast” ve “farz olduğunun söylenmesi” gereklidir.
Vakitli sünnet ile tahiyyatü’l mescid veya abdest gibi bir sebebe istinad eden sünnetin, farz gibi kılınmasına azmetmek ve tayin etmek lazımdır.
Vakit veya sebebe dayanmayan nafile namaz için sadece kılmaya azmetmek yeterlidir. Kaza kılarken kaza olduğunu söylemek sünnettir.
Niyetin Allah’a nispet edilmesi vacip değildir fakat müstehaptır. İhtilaftan kurtulmak için kıbleye yönelmeye ve kılınacak namazın rekatlarının sayısına niyet etmek de müstehaptır.
Şafii mezhebinde namaz için getirilen niyetin şartı sekizdir;
1. Namaza niyet etmek.
2. Hangi namazın olduğunu belirtmek.
3. Namazın farziyetinden söz etmek.
4. Eda ile kazayı birbirinden ayırmak.
5. Namazın fiilini kastetmek.
6. Niyeti kalp ile getirmek.
7. Niyet ile tekbiri beraber getirmek.
8. Niyetten sonra niyete ters düşen şeylerden kaçınmak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir