Secde

Secde namazda bir rükün olup farzdır. Namaz kılan kimse rükudan sonra secdeye varır.
Her rekatta secde birbiri ardına iki kere yapılır. Böylece yüce Allah’a tazimde bulunulur. Secdede en az üç defa “Sübhane Rabbiyel Ala” denir. Namaz kılan kimsenin secdede mutmain olması (yani “Sübhanallah” diyecek kadar hareketsiz beklemesi) vaciptir. Yine iki secde arasında mutmain olacak şekilde bir tesbih süresi hareketsiz oturmak da vaciptir. Bu oturuşta sol ayak yatırılıp üzerine oturulur ve sağ ayak dik tutulup alt taraftan çıkarılır ve ayak parmakları yer üzerine dayalı vaziyette koyulur ki, parmaklarının iç kısmı da kıbleye bakmış olsun. Eller secdede kulak hizasında, birbirine bitişik ve kıbleye karşı yere koyulur. Baş iki el arasında olmalıdır. İki secde arasında otururken, kişi iki elini dizlerine yakın bir yere uylukları üzerine koyar, sol ve sağ el parmakları açık vaziyette bulunur.

Secdeye gidilirken önce yere iki diz, sonra iki el, sonra burun, sonra da alın koyulur. Secdeden kalkarken de önce alın, sonra burun, sonra iki eller kaldırılır. Secde esnasında kollar yere yayılmaz. Yanındakileri rahatsız etmeyecek derecede dirsekler böğürlerden ayrı tutulur. Kadınlar rüku ve secde esnasında kollarını yere yayarlar, dirseklerini yanlarına yapıştırırlar.

SECDE İLE İLGİLİ MESELELER

1- Secdenin sünnete uygun olabilmesi için alın ve burnu birlikte yere koymak gerekir. Özür sebebiyle biri konulmasa da secde caizdir. Bir kimsenin özürsüz alnını yere koyup, burnunu yere koymaması mekruhtur. Burun konulduğu halde alın konulmazsa Ebu Hanife’ye göre kerahetle caizdir. Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre böyle bir secde caiz değildir. Tercih edilen görüş de bu iki imamın görüşüdür.

2- Bir özre binaen de olsa yanak ve çene ile secde yapılmaz. Namaz kılan kimse özürlü olduğu için alnını ve burnunu yere koyamıyorsa, namazını ima ile kılar. Secdeye gücü yetmeyen kimse başı ile işaret eder. Böyle birinin üzerinde secde etmek için yastık veya sehpa gibi birşey edinmesi şart değildir. Fakat böyle bir şey üzerine secde edecek olsa namazı sahihtir.

3- Secde edilen yerin sertliğini duymak esastır. Bunun için yüz içinde kaybolacak kadar yumuşak bir şeyin üzerine secde etmek caiz olmaz. Ot, saman, pamuk veya kar gibi yumuşak şeyler üzerine secde edildiğindee, alın ve burun sabit durur ve sertliği hissederse caiz olur. Hayvan, iki ağaç arasına gerilmiş salıncak ve çuvalda olmayan pirinç ve darı üzerine secde caiz olmaz. Secde edilen yerin ayağın basıldığı yerle aynı seviyede olması asıldır. 23-24 santimetreye kadar yükseklik secdenin sıhhatine mani değildir.

4- Bir kimsenin özürsüz olarak uyluğu üzerine secde etmesi caiz olmaz. Fakat kalabalıktan veya başka bir özürdün dolayı dizler üzerine secde caiz olur. Yine kalabalıktan dolayı aynı namazı kılanların birbiri ardına secde etmeleri caizdir.

5- Alnı; sarığın sargıları ve takkenin kenarı ve alından sarkan saç üzerine ve elbisenin kolu, ağzı, eteği veya eller üzerine koymak sahih olur ise de, özürsüz iken tenzihen mekruh olur. Ancak üzerindeki elbise, kendi uzuvları gibi sayıldığı için, bunların altındaki yerlerin temiz olmaları lazımdır.

6- Bir özür bulunmasa bile yere serilen temiz bir şey üzerine secde edilebilir. Hatta bu şeyin serildiği yer temiz olmasa bile üzerinde namaz kılınabilir. Yeter ki o yerin pis kokusu veya rengi gibi bir eseri ortaya çıkmasın. Ancak böyle bir şeyin yere serilmesi sıcaktan veya soğuktan korunmak yahut elbiseyi tozdan topraktan korumak amacıyla olmalıdır. Yoksa oturma veya secde halinde yere temas edecek olan azaları mücerret olarak topraktan korumak için yere bir şey sermek kerahetten hali değildir.

7- Secdede, secde denilecek kadar o vaziyette durmak farzdır. Secdede mutmain olmak vacip, üç sefer tesbih okumak sünnettir. Bu sünnetin orta derecesi beş tesbih, âlâ derecesi yedi tesbih okumaktır. Yalnız başına namaz kılan daha fazla tesbih edebilir. Fakat imam olan kimse cemaatin rızası bulunmadıkça üçten fazla tesbihte bulunmamalıdır. Çünkü cemaati usandırmak ve kaçırmak uygun değildir.

8- Her rekattaki iki secdeden biri kasten terk edilirse namaz bozulur. Yanılarak terk edilirse namazdan sonra hatıra gelse bile namaza aykırı bir iş yapılmamışsa, hatırlandığı anda secdeye varılır ve ondan sonra son oturuş iade edilir ve sehiv secdesi yapılır.

9- Secdede elleri ve dizleri yere koymak sünnettir. İki ayağı yere koymak farzdır. Bu yüzden iki ayağın veya bir ayağın parmakları yere konmadıkça secde caiz olmaz. Tercih edilen görüş budur. Bir ayağın yalnız bir parmağını veya ayağın yalnız üstünü yere koymak yeterli olmaz. Eğer bir kimse iki ayağını da hiç yere koymazsa secdesi caiz olmaz. Secde esnasında ayaklar bir tesbih miktarı değmeden yerden kesilse secde yine caiz değildir. Secdede ayak parmaklarını bükerek uçlarını kıbleye çevirmelidir. Secdeye gidilirken ayakların değişmesi parmak uçlarının yerden kesilmesi secdeye zarar vermez. Yeter ki secde anında parmak uçları yere değsin.

ŞAFİİLERE GÖRE SECDE
Her rekatta iki kere secde etmek farzdır. Secdenin asgarisi namaz kılan kimsenin alnını yere koymasıdır. Secdenin sahih olmasının şartları da şunlardır;
1. Secdeyle başka bir şey kastedilmemelidir. Şayet itidalden yüzüstü düşerse tekrar itidale avdet edip yeniden secdeye varması lazımdır.
2. Yedi aza üzerine secde edilmesi. Yedi aza: alın, iki diz, iki avuç, iki ayak parmaklarıdır.
3. Alnın açık olması. Külah veya sarık alın üzerine indiği hâlde bilerek secde edilirse namaz fesada gider. Bilmeyerek secde edilirse namaz fesada gitmez ancak secde mûteber olmadığından namazın iadesi gerekir.
4. Arka tarafın ön taraftan yüksek olması.
5. Başın ağırlığının secde yerine varması.
Secdede itminan ve iki secde arasında oturmak ve iki secde arasındaki oturuşta itminan da Şafiilere göre müstakil rükünler olup farzdırlar. Onun için Şafiiler ikinci secdesini getirdikten sonra ikinci veya dördüncü rekat getirmek üzere kalkacaksa ikinci secdeden kalktığında önce hafif bir oturuşta bulunur, sonra ellerine dayanarak kalkar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir