Anasayfa / Namaz Hocası / Seferilik

Seferilik

Misafir (Seferi), normal yürüyüşle üç günlük mesafeye gitmek üzere (niyetiyle) yolculuğa çıkan kimseye denir. Bir insan günde ortalama 6 saat yürüyebilir ve üç günde 18 saatlik yol alır. Normal bir insanın saatte 5 kilometre yürüdüğü kabul edilirse 18 saatin yaklaşık 90 kilometre olduğu anlaşılır.
Böyle bir yol esnasında misafir olduğu gibi, gittiği yerde 15 günden az kaldığı takdirde bu süre içerisinde de yine misafirdir. Misafir olmayan kimseye ise “mukim” denir.
Gidilecek yerin hem denizden hem de karadan yolu bulunsa, yolcunun gideceği yola itibar edilir. Bu yüzden, bir beldeye deniz yoluyla 12 saatte, kara yoluyla da 18 saatte gidilecek olsa karadan gidenler yolcu sayılır, denizden gidenler sayılmaz.
Bir yerin karadan iki yolu bulunduğu taktirde de hüküm böyledir. Yalnız sefer mesafesinde bulunan yolda gidenler misafir olurlar.
Yolculuk vatan edilen beldenin veya köyün yola çıkıldığı tarafındaki evlerinden ayrıldıktan ve en az üç günlük bir yere niyet edildikten itibaren başlar. Bu yüzden şehir kenarlarındaki yerleşim alanları, şehirle bütünleşmiş olan köyler veya köyden yola çıkanlar için “finayı mısır” denilen harmanlık, mezarlık ve ağıl gibi eklentiler geçilmedikçe yolculuk başlamış olmaz. Şehir veya köyün yerleşim alanı dışında kalan fabrikalar, organize sanayi kuruluşları, toptancı hâlleri, bağlar, bahçeler, hayvan ve tavuk çiftliği gibi alanlar şehirden sayılmaz.
Yolculuktan dönüldüğü zaman da oturulan yerin binalarından içeri girince misafirlik bitmiş olur. Aslî vatana dönüp gelmekle de yolculuk hali tabii olarak sona erer. Burada oturmaya niyet edilmese de sonuç değişmez. Vatan-ı ikâmete dönüşte ise kalmaya niyet gerekir. Dinen seferi sayılan bir kimse için bir kısım kolaylıklar, ruhsatlar getirilmiştir:

1- Misafir, Ramazanda dilerse orucunu tutar; dilerse sonraya bırakır, memleketine dönünce tutar. Ancak bir sıkıntı yoksa misafirin Ramazan orucunu tutması daha faziletlidir.
2- Misafir, ayağındaki mestleri dilerse 72 saatlik bir zaman içinde mesh edebilir.
3- Misafire cuma ve bayram namazları kılmak gerekli değildir, fakat kılarsa daha faziletlidir.
4- Misafire kurban kesmek vacip değildir, fakat keserse geçerlidir ve sevabına nail olur.
5- Başka bir kolaylık da farz namazların iki rekât kılınmasıdır.
VATANIN ÇEŞİTLERİ
Bir insanın doğup büyüdüğü, evlendiği, iş kurduğu, çalıştığı yere vatan denir. Vatan üç çeşittir:
1- Vatan-ı Aslî: Bir insanın doğup büyüdüğü, yaşayıp geçimini temin ettiği kendi köyü, kazası veya şehridir. Bir kimse kendi doğup büyüdüğü memleketten ayrılsa, meselâ Giresun’dan İstanbul’a taşınsa, orada ev ve iş kursa, artık önceki vatanı ikamet bakımından vatanı olmaktan çıkar. Daha sonra oraya gidecek olsa, on beş gün kalmaya niyet etmedikçe, farz namazlarını dörder rekât kılması gerekmez.
Fakat vatan- aslîsinden geçici olarak çıkıp başka bir yeri ikâmet vatanı edindikten sonra asıl vatanına dönse, niyete gerek kalmadan mukim sayılır ve namazlarını tam kılması gerekir. Meselâ bir kimse birkaç yıllık tahsil için aslî vatanı olan Giresun’dan İstanbul’a gelse, Giresun’a gittiğinde on beş günden az da kalacak olsa namazlarını tam kılar.
2- Vatan-ı İkâmet: Dinen yolcu sayılan birinin oturmaya müsait olan bir yerde en az on beş gün kalmak istediği bir yerdir. Meselâ bir kimse Giresun’dan İstanbul’a herhangi bir iş için on beş günden fazla bir müddet kalmaya niyet etse, İstanbul onun vatan-ı ikâmetidir. Vatan-ı İkâmette seferilik hükümleri geçerli olmaz.
3- Vatan-ı Süknâ: Bir yolcunun on beş günden az müddet kalmaya niyet ettiği yerdir. Böyle bir yerde geçici olarak ikâmet eden kimse seferi sayılır, dört rekâttı namazları iki rekât olarak kılar.
Bir kimsenin seferi sayılabilmesi için vasıtanın ismi ve şekli nazara alınmaz. Sadece mesafeye itibar edilir. Bu mesafe de normal yürüyüşle 18 saatlik yoldur. Yani yaklaşık 90 kilometredir. Doksan kilometrelik bir yolculuğa çıkan kimse ister yaya, ister trenle, ister otobüsle, isterse uçakla gitsin, seferi olmaya niyet ettiği takdirde; oturduğu yerin yola çıkıldığı yöndeki evlerinden ayrıldıktan sonra seferi sayılır. Dört rekâtlı farz namazları ikişer rekâtlı olarak kılar.
Seferilik konusunda bu vatanlar kendi misli veya üstü ile bozulur, aşağısı ile bozulmaz. Bu yüzden insanın asıl vatanı olan yer diğer ikâmet ve süknâ vatanları ile bozulmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir