Anasayfa / Oruç / Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Haller

Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Haller

Ramazan ayında oruç tutmamayı veya başlanılmış bir orucu bozmayı mubah kılan haller şunlardır:
1. Yolculuk. Ramazan’da en az üç günlük yani 18 saatlik (yaklaşık 90 km. veya daha fazla mesafeli) bir yere gidecek kimse geceden oruca niyet etmeyebilir. Böylece o gün yola çıkınca oruçlu bulunmamış olur. Yolculuk hali bitince tutmadığı günleri kazâ eder. Fakat mukim olan kimse oruca niyet ettikten sonra gündüzleyin yolculuğa çıksa bu yolculuk o ilk gün için özür sayılmaz. O gün orucuna devam etmelidir. Orucunu bozması mübah olmaz. Bununla birlikte o gün yola çıkar da ondan sonra orucunu bozarsa kendisine yalnız kazâ gerekir. Çünkü orucunu yolculuk özrüne dayalı olarak bozmuştur. Zarar görmeyecekse yolcunun oruç tutması daha faziletlidir.
2. Hastalık. Bir kimse oruç tuttuğu takdirde ölmekten veya hastalığının artmasından ya da uzamasından yahut aklının gitmesinden korkarsa oruç tutmayabilir veya tutmakta olduğu orucu bozabilir. Sonradan iyileşince tutmadığı günleri kazâ eder. Orucun hastanın sağlığı hakkında tehlike teşkil edip etmediği konusunda müslüman olan bir mütehassıs doktorun bilgisine başvurulmalıdır.
Oruç tuttuğu takdirde hasta olacağını kesin derecesinde veya tecrübeyle bilen bir kimse oruç tutmayabilir. Bir mütehassıs müslüman doktorun tesbitiyle oruç tutamayacak derecede güçsüz olan veya tuttuğu zaman hasta olacağı kesin olan bir kimse de buna göre oruç tutmayabilir.
Hiç iyileşmeyecek hastalar, her günün orucu için bir fidye verirler.
3. Hayız ve Nifas Hali. Bir kadın ramazanda gündüzün âdet görmeye başlasa veya çocuk doğursa orucu bozulmuş olur. Artık âdet günlerinde ve lohusa bulundukça oruç tutması câiz olmaz.
Ramazanda âdet gören bir kadın, geceleyin âdeti kesilmiş olsa, eğer âdet günleri tam on gün ise ramazan orucuna başlar. Fakat on günden az ise âdeti kesildikten sonra imsak vaktine kadar yıkanması için yeterli bir süre varsa ve bir miktar da fazla vakit kalmış olursa yine oruca başlar. Bu kadar bir vakit bulunmazsa, meselâ, yıkanmasının arkasından hemen imsak zamanı olursa o gün oruca başlamaz. Çünkü on günden eksik âdet görenler hakkında yıkanma süresi de âdet vaktinden sayılır.
4. Gebe ve Emzirme Hali. Gebe ve emzikli bir kadın ramazanda oruç tuttuğu takdirde kendisine veya çocuğuna bir zarar geleceğinden korkarsa oruç tutmayabilir. Gebelik ve emzirme hali sona erince tutamadığı günleri kazâ eder. Başkasının çocuğunu emziren için de durum aynıdır. Ancak çocuğa kendisinden başka süt verenin bulunmaması veya bulunsa bile çocuğun memesini emmemesi gerekir.
5. Yaşlılık. Her gün biraz daha geriye giden ve yılın bütün mevsimlerinde oruç tutmaktan âciz olan yaşlı kimseler oruç tutmazlar. Kazâ da etmezler. Çünkü oruç tutmaya güçleri yetmez. Bunlar tutamadıkları her gün için bir fidye verirler. İyileşme ümidi olmayan hastalar da yaşlılar gibidir.
6. Şiddetli Açlık ve Susuzluk. Oruç tutan bir kimse açlık veya susuzluk sebebiyle aklına ve bedenine ciddi bir zarar geleceğinden korkarsa orucunu bozabilir. Bu korku bir tecrübeye veya bir belirtiye veyahut müslüman bir doktorun haberine dayanmalıdır. Bunu daha sonra kazâ eder. Hatta ölüm tehlikesi âşikârsa oruç tutması haram olur.
7. İkrah ve Tehdit Altında Kalmak. Orucu bozmak için ölümle veya vücuduna bir zarar vermekle tehdit edilen kimse orucunu bozabilir. Bozduğu orucu sonradan kazâ eder.
Yukarıda sayılan hususlar oruç tutmamaya veya başlanılmış bir orucu bozmaya birer ruhsat olsa da bunlardan birine binaen oruç tutmayan kimsenin, başkalarının yanında açıktan yiyip içmesi uygun olmaz. Dinî terbiye ve ramazana hürmet bunu gerektirir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir