Anasayfa / Oruç / Kefaret Orucu

Kefaret Orucu

Kefaret orucu, sadece ramazanda başlanılmış bir orucu bilerek bozmaktan ötürü gerekir. Ramazan dışındaki herhangi bir orucu bozmaktan dolayı kefâret gerekmez, yalnız kazâ gerekir.
Ramazanda oruçlu bulunan kimse kefâret gerektiren hallerden birini yaparsa, ona hem kazâ hem de kefâret gerekir. Ancak bu hallerin meydana gelmesi;
1. Bilerek ve kendi isteğiyle olmalı.
2. Oruca geceden niyetlenilmiş olmalı.
3. Oruç ramazana ait olmalı.
4. Ramazan ayında bozulmuş olmalı.
5. Yenilen, içilen şeyler vücuda faydalı veya keyif verici olmalı.
6. Oruç, meşru bir mazeret olmadan bozulmuş olmalı.
Bu şartlarda kefâret lâzım gelir.
Bozulan oruç vâcip veya nâfile oruç ise yalnız kazâ gerekir. Kazâ edilen ramazan orucunun bozulmasında da yalnız kazâ lâzım gelir. Oruçlu olduğunu bildiği halde kişinin kasten değil de yanlışlıkla (hata) orucunu bozması da yalnız kazâyı gerektirir. Oruç, hastalık, yolculuk gibi dinen geçerli mazeretlerle bozulmuş olursa yine yalnızca kazâ lâzım gelir. Gıda sayılmayan, vücuda faydası olmayan ve kendisinden nefret edilen bir şeyin kasten yutulması sadece kazâ gerektirir.
Kefâret, oruç tutmamanın değil ramazan ayında niyet edilmiş bir orucu bozmanın cezasıdır. Çünkü o kimse ramazanın hürmetini çiğnemiş, ihlâl etmiş ve ona aldırmamıştır. Bundan dolayı unutarak, bilmeyerek veya zanna dayanarak oruç bozan kimseye kefâret gerekmez.
Orucun kefâreti üçtür; bunlar sırasıyla köle âzat etmek, oruç tutmak ve yemek yedirmektir. Kendisine kefâret gereken kimse peş peşe iki ay (kamerî aylar kaç gün çekiyorsa o kadar gün) oruç tutar. Bir gün de bozduğu orucu kazâ eder. Böylece iki aya ek olarak bir gün daha oruç tutmuş olur.
Herhangi bir sebeple kefâret orucuna ara verilir veya eksik tutulursa yeniden başlayıp altmış günü kesintisiz tamamlamak lâzımdır.
Kadınların âdet hali bundan müstesnadır. Onlâr âdet günlerinde ara verebilirler. Fakat lohusalık bundan hariçtir. Bir kadın kefâret orucu tutacağı zaman hamile ise doğum vaktini düşünerek başlamalıdır. Kefâret orucuna başlayan bir kadın doğum yaparak oruca ara verse, kefâret orucuna yeniden başlaması icap eder. Araya ramazan ayının veya kurban bayramının girmesi de kefâret orucuna yeniden başlanılmasını gerektirir.
Kefâret orucuna kamerî ay başında başlansa, iki kamerî ay tutmakla borçtan kurtulmuş olunur. Ay başında başlanmazsa altmış gün dikkate alınır.
Bir kimse bir ramazanda veya birkaç ramazanda özürsüz ve kasten birkaç defa orucunu bozsa sadece bir defa kefâret orucu tutması kâfidir. Ancak kefâret orucu tuttuktan sonra başka bir ramazanda yine orucunu kasti olarak bozsa, bunun için de ayrıca kefâret tutması icap eder.
Yaşlı veya hasta olup oruç tutmaya gücü yetmeyen kimse kefâret olarak altmış fakiri sabah ve akşam doyurur. Her günlük yiyecek bir fitre miktarıdır. Fitre miktarı olan bu yiyecek veya para ayrı ayrı altmış fakire verilebileceği gibi her gün bir fitre miktarı olmak üzere altmış günde bir fakire de verilebilir.
Fakirin kendisi yaşlı veya sürekli hasta olup oruç tutamayacak durumda ve başkasına yiyecek veremeyecek bir halde ise, Allah’tan affını ister, haline üzülür, İlâhî rahmete sığınır. Namaz başta olmak üzere yapabileceği diğer farzları muhafaza eder.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir