Anasayfa / Oruç / Oruçluya Müstehap Olan Şeyler

Oruçluya Müstehap Olan Şeyler

Oruçlu kimsenin aşağıdaki işleri yapması müstehaptır:
1. İftarı, akşam namazını kılmadan önce yapmak. Namazda oruç halinin kalbi meşgul etmemesi için iftarda acele etmek müstehaptır. İftarın bir hurma ile yahut tatlı bir şeyle veya su ile yapılması müstehaptır.
2. İftarda şu duayı okumak sünnettir:
“Allahümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve ala rızkike eftartü. Takabbel minna inneke ente ’s-semîu’l-alîm. ”
Mânası. “Allahım! Senin rızân için oruç tuttum. Sana inandım ve sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açtım. Orucumuzu kabul buyur. Hiç şüphesiz sen her şeyi işiten ve bilensin.”
3. Sahura kalkmak müstehaptır. Sahur, seherde yenen yemektir. Bir yudum su içmek veya az da olsa bir şey yemek bunu temin eder. Sahura kalkmak oruca güç kazanmak ve seher vaktinin ecir ve faziletinden faydalanmak içindir. Sahuru gecenin son vaktine kadar geciktirmek de müstehaptır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Sahur yemeği berekettir, bir yudum su ile de olsa onu bırakmayın. Çünkü Allah ve melekleri sahurda yemek yiyenlere rahmet ve istiğfar ederler.” (Ahmet, Müsned, 3/44)
4. Fakir ve kimsesizlere, yakınlarına yardımda bulunmak, oruçlulara yemekle iftar ettirmek müstehaptır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ramazanda İhsan ve ikramları artırırdı.
5. Oruçlunun mümkün mertebe gece gündüz Kur’an okuması, zikir yapması, salâvat-ı şerifeler getirmesi, ilimle meşgul olması ve ibadet yapması müstehaptır.
6. Oruçlunun boş ve faydasız söz ve davranışlardan sakınması müstehaptır. Gıybetten, söz taşımaktan, iftira etmekten ve yalan söylemek gibi kötü işlerden her zaman kaçınması vâciptir. Ancak bu kaçınmanın gerekliliği ramazanda daha çok kuvvet kazanır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Yalan konuşmayı ve yalan sözlerle amel etmeyi terketmeyen kimsenin, yemesini içmesini terketmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur. ” (Buhari, Savm, 8 Edeb, 51; Ebu Davud, Savm, 25)
Yine bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:
“Sizden biri oruçlu olduğu zaman kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın; bir kimse kendine sövecek olursa yahut dövüşecek olursa ona, ‘Ben oruçluyum’ desin.” (Buhari, Savm, 2; Müslim, Sıyam, 130)
Dil gibi vücudun bütün organlarına dikkat etmeliyiz. Mideyi helâl yiyeceklerden uzak tuttuğumuz gibi, kulak, göz ve diğer organları da haramdan uzak tutmalıyız. Gerçek oruç budur.

7. Cünüplük, hayız ve nifastan yıkanması gereken kimsenin bunu imsaktan önce yapması müstehaptır. Bunun sebebi orucun ilk başlarında temiz olmaktır. Diğer yandan oruçlu iken banyo yapmak câizdir. Ancak boğaza su kaçmamasına dikkat etmelidir.
8. İtikâfa girmek müstehaptır. İtikâf, bir mescidde oturarak ibadet ve taatle meşgul olmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) özellikle ramazanın son on gününde itikâfa girer ve bu günleri ibadetle geçirmeye çok gayret gösterirdi. Ramazanın son on gününde itikâfa girmek, Resûlullah Efendimizin (s.a.v) sürekli yaptığı bir sünnettir. Böyle sünnetlere “sünnet-i müekkede” denir. Hz. Âişe (r.ah) şöyle nakletmiştir:
“Hz. Peygamber (s.a.v) ramazanın son on günü girince bütün geceyi uyanık geçirerek ibadet ve taatle ihya eder, ailesini uyandırır, kadınlardan ayrı kalırdı.” (Müslim, İ’tikaf, 8; Tirmizi, Savm, 72)
Kadınlar, itikâf işini evlerinin boş bir odasında yapabilirler. Ev işlerini bitirir bitirmez oraya çekilip ilim, ibadet, zikir, fikir, tefekkür, Kur’an okumak, salâvat getirmek, istiğfar ve dua gibi hayırlı amellerle meşgul olurlar.
Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini aramak da müstehaptır. Bu geceyi ramazanın son on gecesinde ve bilhassa tek gecelerde aramalıdır. Bazı rivayetlere göre Kadir gecesinin ramazanın yirmi yedinci gecesi olduğu zikredilmiştir.
Kadir gecesinde şu duayı okumak müstehaptır:
“Allahümme inneke afüvvün, kerimûn, tuhibbul afve fa’fu anni.”
Mânası. Allahım, sen çok affedicisin, affetmeyi çok seversin, beni de affet.”
Yatsı namazı ile birlikte teravih namazını kılan ve sabah namazını kaçırmayan herkes Kadir gecesinden hissesini alır.
9. Ramazan orucunu tutmaya engel olacak derecede bedene takatsizlik verici işlerde çalışmamalıdır. Mümkünse öğleye kadar çalışıp sonra dinlenmelidir. Zaruret olmadıkça, insanın kendisini ağır işlerle yorarak oruç tutamaz hale getirmesi câiz olmaz.
İş verenlerin bu ayda çalıştırdığı kimselere kolaylık sağlaması, yükünü azaltması, onlara ikram ve ihsanlarda bulunması sevaptır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir