Anasayfa / Oruç / Orucun Şartları

Orucun Şartları

RAMAZAN ORUCUNUN ŞARTLARI
Orucun şartları, farz olmasının, edasının ve sıhhatinin şartları olmak üzere üçe ayrılır.
A) Orucun Farz Olmasının Şartları
Bir kimseye orucun farz olması için o kişide şu özelliklerin bulunması gereklidir:
1. Müslüman olmak. Oruç müslümana farzdır. Henüz müslüman olmayanlar ilk önce iman etmekle mükelleftir. Sonradan İslâm’a girince geçmiş yıllara ait namaz ve oruç gibi ibadetleri kazâ etmeleri gerekmez. Ramazan ayı içinde İslâm’a giren kimse, geride kalan günlerde oruç tutar.
2. Akıllı olmak. Akıl hastalarına, baygın kişiye veya sarhoşa oruç tutmak farz değildir. Akıl hastalığı ramazan boyunca devam ederse o yılın oruç borcu düşer ve kazâ gerekmez. Kısa aralıklarla olursa orucun farz oluşuna ve kazâsına engel değildir. Ramazanın bir kısmında deliren kimseye akıllandığı andan itibaren oruç farzdır. Geçen günleri de kazâ etmesi gerekir. Baygınlık ise ibadeti ve kazâ yükümlülüğünü düşürmez. Ramazanın bir kısmında deliren kimse gibidir. Ayıldığı andan itibaren orucu eda ve geçen günleri de kazâ eder. Sarhoşluk da bayılma gibidir.
3. Ergenlik çağında (bâliğ) olmak. Ergenlik çağına girmeyen çocuklara oruç farz değildir. Ancak temyiz yaşında olan, yani faydayı zararı bilen, iyiyi kötüden seçen bir çocuğun tutacağı oruçlar nâfile olarak sahihtir. On yaşının altındaki çocuklar eğer oruç tutmaya güçleri yetecek durumda iseler velilerinin sevgi ve şefkatle onları oruca alıştırmaları güzel olur. Küçük çocukların ramazan ayının başında, ortasında, sonunda aralıklarla oruç tutmaları da mümkündür.
Bunun amacı çocukları oruca alıştırmaktır.
B) Orucun Edasının Şartları
Orucu yerine getirebilmek için şu iki temel şartın bulunması gereklidir:
1. Sıhhat. Oruç tutmak sağlıklı kimselere farzdır. Hastalar, hastalıkları esnasında oruç tutmakla mükellef değildirler. Ancak oruç tutarlarsa oruçları sahihtir. Eğer oruç tutmazlarsa iyileştikten sonra tutamadığı günleri kazâ ederler.
Yaşlılık sebebiyle gücü yetmeyenlere oruç tutmak farz değildir. Yaşlılar ve devamlı hasta olanlar oruç yerine fidye verirler.
Hayız ve nifas halindeki kadınlara, kendisi veya çocuk zarar görecek durumdaki gebe veya emzikli kadınlara da oruç farz olmaz. Bunlar tutamadıkları günleri manileri ortadan kalktıktan sonra kazâ ederler.
2. İkamet. Oruç mukim olanlara farzdır. Yolcular, yolculuk esnasında oruç tutmakla mükellef değillerdir. Ancak oruç tutarlarsa oruçları sahihtir; hatta bir zarar görmedikleri veya kimseye sıkıntı vermedikleri sürece oruç tutmaları daha faziletlidir.
Yolculuk durumunda oruç tutmayanlar, yolculuk bitince oruçlarını kazâ ederler. Yolcunun oruç tutmaması için gideceği yerin uzaklığı 90 kilometreyi geçmeli ve gittiği yerde on beş günden az kalmalıdır.
Gittiği yer 90 kilometreyi geçmiyor ve orada on beş günden fazla kalacaksa bu durumda, mukim sayılır; ramazan oruçlarını tutar.
C) Orucun Sıhhatinin Şartları
Orucun sahih, yani geçerli olması için şu üç şartın bulunması gerekir:
1. Niyet etmek.
2. Hayız ve nifas hallerinden çıkmış olmak.
3. Orucu bozan hallerden uzak durmak.
Bunları biraz açıklayalım:
1. Oruçta Niyet
Herhangi bir oruca kalp ile niyet yeterlidir. Oruç için sahura kalkılması da bir niyettir. Niyetin dil ile de yapılması güzel olup sevaptır.
Orucun bütün çeşitlerinde niyet şarttır. Niyet olmaksızın tutulan oruç geçerli değildir.
Niyet ederken ramazan orucunun tayin edilmesi ve geceleyin niyet en faziletlisidir. Ramazan orucuna niyet, “Niyet ettim Allah rızâsı için yarın ramazan orucunu tutmaya’’ şeklindedir. Yarın oruç tutacağını düşünerek kalbinden geçirmek ve bu niyetle yeme içmeyi kesmek de bir niyettir. Ramazan orucu için gece niyet edemeyen kimse imsaktan sonra niyet edebilir, o zaman, “Niyet ettim Allah rızâsı için bugün ramazan orucunu tutmaya” der.

Niyetin oluşması kalpte olur, ifadesi dille olur. Ramazanda her günün orucu için ayrı ayrı niyet etmek şarttır. Çünkü araya geceler girmektedir. Ayrıca, her günün orucu başlı başına bir ibadettir. Her vakit namaza ayrı niyet edildiği gibi, her günün orucuna da ayrı niyet gerekir.
Ramazan orucuna niyetin vakti. Oruca niyetin asıl vakti, gece imsaktan öncedir. Gece, akşam güneşin batmasıyla başladığı için niyet, güneşin batmasından sonra da yapılabilir.
Bu niyet gece için değil, imsakla birlikte başlayacak ertesi günün orucu içindir. Oruca akşamdan niyet edilse bile, imsak vaktine kadar yiyip içmek ve cinsel ilişkide bulunmak câizdir, bunlar niyete bir zarar vermez
Bir kimse daha güneş batmadan “yarın oruç tutayım” diye niyet etmiş olsa, sonra yarınki günün istivâ zamanına kadar uyusa, oruçtan gafil olsa veya baygın bir halde bulunsa, oruç tutmuş olmaz. Ancak güneşin batmasından sonra böyle niyet etmiş olsa, orucu sahih olur.
Bir kimse, geceleyin herhangi bir oruç için niyet etse, sonra imsak vaktinden önce bu niyetinden dönse, bu dönüş sahih olur. Fakat gündüzleyin niyet edenin niyetinden dönmesi geçerli değildir. Ancak oruçlu bir kimse, orucunu bozmaya niyet ettiği halde bozmasa, sadece bu niyet ile orucu bozulmuş olmaz.
Zamanı belirli adak ve nâfile oruçların niyet zamanı da ramazan orucunun niyet zamanı ile aynıdır. Yani güneş battıktan sonra gündüz kaba kuşluk vaktine kadar niyet yapılabilir. Ancak sabahtan sonra öğleye kadar yapılacak niyetin geçerli olması için, imsaktan sonra bir şey yiyip içmemek ve orucu bozan diğer şeyleri yapmamak gereklidir.
Ramazan orucunun kazâsına imsaktan önce niyet edilmelidir. Her çeşit kefaret orucunun niyeti de güneşin batışından imsak öncesine kadar yapılmalıdır.
Başlanıp bozulan nâfile oruçların kazâsına niyet de imsaktan önce yapılmalıdır. Zamanı belirtilmeksizin adanan oruçların niyeti de imsaktan evvel yapılmalıdır.
Bir veya birkaç ramazandan orucu kazâya kalmış olan kimse için uygun düşen bunları kazâ ederken, “Üzerime kazâsı ilk farz olan oruca niyet ettim” şeklinde niyetlenmektir. Bununla beraber yalnız, “Kazâ orucu tutmaya niyet ettim” demesi de yeterlidir.
Ramazan orucu, belirlenmiş adak ve nâfile oruç için mutlak bir niyet yeterlidir. Meselâ, “Yarınki günün orucunu tutmaya, yarın oruç tutmaya, yarın nâfile oruç tutmaya” diye niyet edilebilir.
Niyetin tereddütlü ve şartlı olmaması gerekir. Meselâ, “Yarın davete çağrılırsam iftar etmeye, çağrılmazsam oruç tutmaya niyet ettim” şeklinde bir niyet geçerli değildir.
Bir kadın henüz âdet halinde iken, geceleyin oruca niyet etse, imsaktan önce kanı tamamen kesilmiş olursa orucu sahih olur, yıkanması imsaktan sonraya kalsa bu oruca zarar vermez.
2. Hayız ve Nifastan Temizlenmek
Hayız ve nifas halinde olan kadınların oruç tutmaları geçerli değildir. Bu hallerde bulunan kadınlar, ramazanda tutamadığı oruçları temizlendikten sonra kazâ ederler.
Hayızlı bir kadının imsaktan önce kanı tamamen kesilse ve imsak vaktine kadar bir gusül abdesti alacak vakit bulunsa, bu arada oruca niyet edebilir. Yıkanmayı geciktirip imsaktan sonra yapması oruca zarar vermez, o günün orucu sahihtir.
Cünüplükten temizlenmiş olmak orucun sıhhati için şart değildir. Gece cünüp olan bir kimse, yıkanamadan imsak vakti girse, oruca niyet eder, imsaktan sonra yıkanır. Bu oruç sahihtir. Ancak imkân olunca gece veya sahurdan önce yıkanmak daha faziletlidir.
Gündüz oruçlu iken uykuda ihtilâm olan erkek veya kadının orucu bozulmaz, yıkanıp oruca devam eder.
3. Orucu Bozan Hallerden Sakınmak
Orucun sahih olmasının şartlarından biri de orucu bozan hallerden uzak olmaktır. Yemeyi, içmeyi, ilâç kullanmayı terketmeli ve cinsî yakınlıktan uzak durmalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir