Anasayfa / Oruç / Ramazan İle İlgili Hadisler

Ramazan İle İlgili Hadisler

Ramazan orucu, Ramazan orucunun farz oluşu, fazileti, Ramazanda cömertlik, oruçlunun dilini koruması, oruç açmakta acele etmek ve oruçla ilgili konularda Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) Hadis-i Şerifleri şu şekildedir:

* Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Aziz ve celîl olan Allah “İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim” buyurmuştur.
Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.
Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.
Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır. ” (Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163)

* Yine Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Allah yolunda çift sadaka veren kimse, cennetin muhtelif kapılarından, ‘Ey Allah’ın (sevgili) kulu! Burada hayır ve bereket vardır’, diye çağırılır. Sürekli namaz kılanlar namaz kapısından, mücahidler cihad kapısından, oruçlular reyyân kapısından, sadaka vermeyi sevenler de sadaka kapısından (cennete girmeye) davet edilirler. ”
Ebû Bekir (r.a.):
– Anam babam sana kurban olsun ey Allah’ın Resulü! Gerçi bu kapıların birinden çağrılan kimsenin diğer kapılardan çağırılmaya ihtiyacı yoktur ama, bu kapıların hepsinden birden çağrılacak kimseler de var mıdır? dedi.
Resûlullah (s.a.v.):
– “Evet, vardır. Senin de o bahtiyârlardan olacağını ümit ederim” buyurdu. (Buhârî, Savm 4, Cihâd 37, Bed’u’l-halk 9, Fezâilü ashâbi’n-Nebî 5; Müslim, Zekât 85, 86.)

* Sehl İbni Sa’d (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Nebî (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez. ” (Buhârî, Savm 4; Müslim, Sıyâm 166.)

* Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Allah rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar. ” (Buhârî, Cihâd 36; Müslim, Sıyâm 167-168. )

* Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır. ”
(Buhârî, Îmân 28, Savm 6; Müslim, Sıyâm 203, Müsâfirîn 175. )

* Yine Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır. ” (Buhârî, Savm 5, Bed’ul-halk 11; Müslim, Sıyâm 1, 2, 4, 5)

* Yine Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Ramazan hilâlini görünce oruç tutunuz. Şevval hilâlini görünce de oruca son veriniz. Ramazanın başlangıcı bulutlu bir güne rastlarsa, şâbanı otuza tamamlayınız. ” (Buhârî, Savm 11; Müslim, Sıyâm 4, 7, 8, 17-20.)
Bu, Buhârî’nin rivayetidir. Müslim’in rivayetinde şöyle buyurulmaktadır: “Eğer şevval ayının başlangıcı bulutlu olursa, orucu otuza tamamlayınız. ” (Bu rivayet için de ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sıyâm 7; Nesâî, Sıyâm 10; İbni Mâce, Sıyâm 7)

* İbni Abbâs (r.a.) şöyle dedi:
Resûllullah (s.a.v.) insanların en cömerdi idi. Onun en cömert olduğu anlar da ramazanda Cebrâil’in, kendisi ile buluştuğu zamanlardı. Cebrâil aleyhisselâm, ramazanın her gecesinde Hz. Peygamber ile buluşur, (karşılıklı) Kur’an okurlardı. Bundan dolayı Resûlullah (s.a.v.) Cebrâil ile buluştuğunda, esmek için engel tanımayan bereketli rüzgârdan daha cömert davranırdı. ” (Buhârî, Bedü’l-vahy 5, 6, Savm 7, Menâkıb 23, Bed’ul-halk 6, Fezâilü’l-Kur’ân 7, Edeb 39; Müslim, Fezâil 48, 50)

* Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
Ramazan ayının son on günü girdiğinde Resûlullah (s.a.v.) geceleri ihyâ eder, ev halkını uyandırır, ibadete soyunarak eşleriyle ilişkiyi keserdi. (Buhârî, Leyletül-kadr 5; Müslim, İ’tikaf 7.)

* Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Hiçbiriniz, oruçlu olduğu gün çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Eğer biri kendisine söver veya çatarsa, ‘ben oruçluyum desin’ (Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163. )

* Sehl İbni Sa’d (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Oruç açmakta acele ettikleri sürece müslümanlar hayır üzere yaşarlar. ” (Buhârî, Savm 45; Müslim, Sıyâm 48.)

* Ebû Atıyye dedi ki, ben ve Mesruk Âişe (r.a.)’nın yanına gittik. Mesruk ona:
– Muhammed (s.a.v.)’in ashâbından iki kişi var. İkisi de hayırdan geri kalmıyorlar. Ancak bunlardan biri akşam namazını kılmakta ve oruç açmakta acele ediyor, diğeri ise hem akşam namazını hem de iftarı geciktiriyor, dedi. Bunun üzerine Âişe:
– Akşam namazını kılmakta ve oruç açmakta acele eden kimdir? diye sordu.
Mesruk da:
– (İbni Mes’ud’u kastederek) Abdullah’tır, cevabını verdi. Bunun üzerine Âişe:
– Resûlullah (s.a.v.) de öyle yapardı, dedi. (Müslim, Sıyâm 49-50. )

* Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) dedi ki:
“Allah Teâlâ şöyle buyurdu: Kullarımın bana en sevgili olanı, oruç açmakta acele davranandır. ” (Tirmizî, Savm 13)

* Ömer İbnü’l-Hattâb (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Gece, (doğudan) geldi de gündüz (batıdan) gitti ve güneş kayboldu mu oruçlu derhal orucunu açar. ” (Buhârî, Savm 43; Müslim, Sıyâm 51-52.)

* Ebû İbrahim Abdullah İbni Ebû Evfâ (r.a.)ümâ dedi ki:
Biz Resûlullah (s.a.v.) ile bir seferde beraber bulunduk. O oruçlu idi. Güneş batınca, oradakilerden birine:
– “Ey fülan! Haydi binitinden in, bize sevik karıştırıver!” buyurdu. O:
– Ey Allah’ın Resûlü! Keşke geceyi bekleseydin? dedi. Hz. Peygamber:
– “Ey fülan! Haydi binitinden in, bize sevik karıştırıver!” buyurdu. Adam yine:
– Henüz gün devam ediyor, dedi. Resûl-i Ekrem yine:
– “Ey fülan! Haydi binitinden in, bize sevik karıştırıver!” buyurdu.
Bunun üzerine adam indi ve oradakiler için sevik karıştırıp çorba hazırladı. Resûlullah (s.a.v.) bunu içti sonra eliyle doğu tarafını işaret ederek şöyle buyurdu:
– “Gecenin bu taraftan belirdiğini gördünüz mü oruçlunun iftar vakti gelmiş demektir. ” (Buhârî, Savm 33, 43, 44, 45; Talâk 24; Müslim, Sıyâm 52-54.)

* Sahâbeden Selmân İbni Âmir ed-Dabbî (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Nebî (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Herhangi biriniz iftar etmek istediği zaman orucunu hurma ile açsın. Hurma bulamazsa, su ile iftar etsin. Su temizdir. ” (Ebû Dâvûd, Savm 21; Tirmizî, Zekât 26, Savm 10.)

* Enes (r.a.) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) akşam namazından önce bir kaç taze hurma ile orucunu açardı. Taze hurma bulamazsa, kuru bir hurmacıkla iftar ederdi. Kuru hurma da bulamazsa, birkaç yudum su içerek iftar ederdi. (Ebû Dâvûd, Savm 21; Tirmizî, Savm 10)

* Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Nebî (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Sizden biriniz unutarak bir şey yer veya içerse, orucunu tamamlasın. Çünkü onu Allah yedirmiş ve içirmiştir. ”
(Buhârî, Savm 26, Eymân 15; Müslim, Sıyâm 171. )

* Lakît İbni Sabire (r.a.) şöyle dedi: Ben:
– Ey Allah’ın Resûlü! Bana abdest almayı anlat! dedim. O da:
– “Güzelce abdest al, parmak aralarına suyu ulaştır. Oruçlu olmadığın zaman suyu burnuna iyice çek!” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Tahâret 56, Savm 27; Tirmizî, Savm 68.)

* Âişe (r.a.)â şöyle dedi:
Resûlullah (s.a.v.)’in, ailesiyle ilişkide bulunup cünüp olarak sabahladığı olurdu. Sonra yıkanıp, orucunu tutardı. (Buhârî, Savm 22, 25; Müslim, Sıyâm 76)

* Ümmü Umâre el-Ensâriyye (r.a.)’dan nakledildiğine göre Nebî (s.a.v.) bir gün Ümmü Umâre’nin evini teşrif etti. O da hemen Resûl-i Ekrem’e yemek ikram etti. Hz. Peygamber:
– “Buyur, sen de ye!” teklifinde bulundu. Ümmü Umâre:
– Ben oruçluyum, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Oruçlu bir kimsenin yanında yemek yiyenler yemeği bitirinceye kadar melekler o oruçluya dua ederler. ”
Hz. Peygamber bazan da “Yemek yiyenler doyuncaya kadar. . . ” derdi. (Tirmizî, Savm 66.)

* Enes (r.a.)’den nakledildiğine göre Nebî (s.a.v.), bir gün Sa’d İbni Ubâde’nin yanına geldi. Sa’d derhal bir parça ekmek ve zeytin çıkarıp Resûlullah’a ikram etti. Nebî (s.a.v.) bunları yedikten sonra ona şöyle dua etti:
“Evinizde hep oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyiler yesin, melekler de duacınız olsun. ” (Ebû Dâvûd, Et’ime 54)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir