Anasayfa / Zekat / Ticaret Mallarının Zekatı

Ticaret Mallarının Zekatı

Her nevi ticaret malı zekâta tâbidir. Bakara sûresi 267. âyet-i kerimede, “Ey iman edenler, kazandıklarınızın temizlerinden ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan infak edin; göz yummadan alamayacağınız âdi, bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah müstağnidir, övülmeye lâyıktır” buyrulmaktadır.
Kâr amacıyla alınıp satılan mal ticaret malı kapsamına girer. Başlıcaları şunlardır: Ev eşyası, giyim eşyası, gıda maddeleri, inşaat malzemeleri, ticaret niyetiyle alınıp satılan gayri menkuller, hayvanlar, beyaz eşya, bilgisayar, ayakkabı, tarım ürünleri, madenî eşyalar gibi. Ticaret malı kapsamındaki taşınmazların kiraları da ticaret malı sayılır. Ancak sahibinin oturduğu ev, bindiği otomobil, ticarethanesi için kullanmakta olduğu iş yeri, depo, büro ile sanayi için kullandığı makine, demirbaş aletler ve tesisler zekâta tâbi tutulmazlar.
Ticaret malının zekâta tâbi olması için şu şartlar gereklidir:
1. Ticaret malının değeri nisaba ulaşmalıdır. Bu da 20 miskal (85 gr.) altın veya 200 dirhem (600 gr.) gümüş karşılığıdır. Bu değerden az ticaret malından zekât gerekmez. Ticaret malında zekât nisbeti ise kırkta bir, yani yüzde iki buçuktur.
2. Nisabın üzerinden bir kamerî yıl geçmelidir. Yılbaşında ve yıl sonunda nisab altına düşülmemelidir. Yılbaşı nisaba ulaşıldığı gündür. Yıl sonu da bu günden sonraki kamerî takvime göre yani 354 gün sonraki gündür. Misal 3 Muharrem 1424’te nisab miktarı mal ile işe başlayan bir tâcir, 3 Muharrem 1425 tarihinde envanterini yapar ve yine nisaba mâlik ise kendisine mevcut mallarından kırkta bir zekât vermesi farz olur.
Ticaret malının kıymetinin yıl içinde nisab altına düşmesi ve tekrar artması zekâtın farz olmasına mani değildir. Zekâtın hesabında yıl sonu kıymeti esas alınır ve bu da malların piyasa rayicine göre değerlendirilmesiyle tesbit edilir.
Ticaret yıl boyunca elde edilen kârlar ile miras, bağış gibi ticarî olmayan yollardan elde edilen mallar da sermayeye eklenir. Dönem sonunda bir bütün olarak zekâtı verilir.
3. Ticaret niyeti bulunmalıdır. Mal satın alınırken bunlarla ticaret yapmaya niyet etmeli ve bu niyet sürdürülmelidir. Meselâ, faydalanmak kastıyla bir hayvan alıp, daha sonra bununla ticaret yapmayı düşünmekle o hayvan ticaret malı olmaz. Satmaya niyetlendikten sonra onu satmak için fiilen de harekete geçilirse (satışa arzetmek, satış için ilân vermek veya satış için başkasına vekâlet vermek gibi) o zaman ticaret malına dönüşmüş olur.
Diğer yandan kendisiyle ticaret yapılan malın ticarete niyet etmeye elverişli bir mal olması gerekir. Meselâ, bir kimse haraç veya öşür arazisini ticaret amacıyla satın alsa, bunu satıncaya kadar ekip biçse, zekât değil haraç veya öşür vermesi gerekir.
Ticaret Malında Zekâtın Hesaplanması. Tâcir dönem sonunda elindeki malın envanterini çıkarır. Bunları rayiç bedelle değerlendirir. Elde ettiği meblağa, varsa nakit parasını ve alacaklarını ekler. Bunların toplamından varsa borçlarını çıkarır ve geriye kalanın kırkta birini zekât olarak verir. Bunu şöyle formüle edebiliriz:
Zekât matrahı = (Mallar + Nakit + Alacaklar) – (Borçlar)
Zekât tutarı = Zekât Matrahı x % 2,5 olur.
Ticaret eşyasının nisabının bulunmasında altın ve gümüşten herhangi birini seçmekte mükellef serbesttir. Yine temel ihtiyaç maddeleri nisaba dahil edilmediği gibi tercih edilen görüşe göre, kişinin kendisi ve bakmakla mükellef olduğu kimselerin bir yıllık masraflarını da aynen borçlar gibi matrahtan düşer. Geride kalan nakit para ve ticaret eşyası nisab miktarına ulaşır ve üzerinden de bir yıl geçerse, bunlar birbirine eklenerek zekâta tâbi olur. Altın ve gümüş de zekât nisabında ticaret malına ilâve edilir.
Ticaret malının zekâtı kendi cinsinden verilebileceği gibi, malın kıymetinin kırkta biri de verilebilir. Zekât mükellefi bu hususta tercih hakkına sahiptir. Ancak fakirin durumu ve ihtiyacı göz önüne alınarak tercih yapılması daha uygundur.

Şirketlerin Zekâtı
İslâmî esaslara göre kurulan şirketlerde her ortak kendi hissesine düşen zekâtla mükellef olur. Ticarî işlemlerdeki yetkileri, bir ibadet olan zekâtta geçerli olmaz. Zekâtta niyet şarttır. Bu yüzden şirket adına zekât verilmesi için ortakların birbirine hususi yetki ve vekâlet vermeleri gerekir.
Şirketler (iştigal mevzularına göre) ikiye ayrılır. Ticaret ortaklığı ve üretim ortaklığı.
Ticaret şirketinde yıl sonu envanteri çıkarılır. Nakitleri, emtia stokları, alacakları toplanır, bundan borçları düşülür. Kalan kısım ortak sayısına bölünür (eşit hissedar varsayımıyla) ve her ortak kendi hissesi kadar zekât vermekle mükellef olur. Ortağın her biri şirket dışı özel borcu veya zekâta tâbi malı varsa bunları da kendi hesabında ayrıca dikkate alır. Ortak ödemekle mükellef olduğu zekât miktarlarının kendisini veya kıymetlerini verebilir.
Ticaret şirketlerinde de büro, dükkân, depo, servis aracı ve demirbaşlar gibi sabit kıymetler nisaba dahil edilmezler.
Sanayi ortaklığında ise yine aynı prensip uygulanır. Zekât döneminin yıl sonunda şirket, bilanço ve envanterlerini çıkarır. Bilanço aktifinde yer alan cârî aktifler (nakit para + döviz + hammadde + yarı mâmul + mâmul mallar + alacaklar) toplanır. Bundan şirketin bilanço pasifindeki borçları düşülür. Kalan bakiye üzerinden kırkta bir zekât verilir. Her ortak şirketin zekâta tâbi mal varlığından kendi hissesine düşen kısmı hesaplayıp kırkta bir zekât vermekle mükellef olur. Ancak bu ortak şirket dışı özel zekât unsurlarını da dikkate alır. Yani borçlarını düşebilir, zekâta tâbi başka malı varsa onları da ilâve eder.
Ortaklar şirket yönetimine veya ortaklara yetki vererek zekâtlarını ödemekte de serbesttirler.
Sanayi şirketlerinde sabit kıymetler (arazi, bina, makine ve tesisler, araçlar, demirbaşlar) önemli yer tutarlar. Bunların kıymetleri zekât nisabından hariçtir. Ancak içlerinde ticaret niyetiyle satın alınanlar varsa onlar haliyle ticarî mal hükmündedirler.
Hisse Senetlerinin Zekâtı
Sermaye ortaklıklarında ortaklık payını belirten belgeye “hisse senedi” denir. Hisse senetleri zekâta tâbidir. Nisaba ulaşıp, üzerinden bir yıl geçince bu senetlerin kırkta birini zekât olarak vermek farzdır. Hisse senedinin kıymeti rayiç bedelle değerlenir. Çünkü hisse senetleri başlangıçta şirket sermayesini gerçekten yansıtırken zaman içinde bu özelliğini muhafaza edemez. Dağıtılmayan veya kısmen dağıtılan kârlarla şirketler kendi içinde büyümektedirler. Ayrıca enflasyon sebebiyle de mal varlığı değişmektedir. Bu artışlar hisse senetlerine yansıtılmazsa nominal sermaye ile fiilî sermaye arasında farklılık ortaya çıkar.
Böyle durumlarda, ödenmiş sermayeye ilâveten, dağıtılmamış kâr payları, ihtiyat akçeleri ve yeniden değerleme fonu gibi unsurlar da dikkate alınarak şirketin gerçek sermayesi bulunur. Bundan zekât dışı sabit sermaye unsurları çıkarılınca kalan meblağ şirketin zekâta tâbi gerçek varlığı olur. Bu varlık hisse senetlerine taksim edildiğinde her payın zekâta tâbi gerçek kıymeti ortaya çıkar.
Misal, kuruluşta 1000 adet 1 liralık payla kurulan bir şirketin sermayesi 1000 liradır. Her payın kıymeti de 1 liradır. On sene sonra kârlı bir iş hayatı geçiren şirketin zekâta tâbi yeniden değerlenmiş kıymeti 50.000 lira ise, artık nominal kıymeti 1 lira olan bir pay gerçekte 50 lira kıymete çıkmış olur. Böyle bir şirkette zekâta tâbi mal varlığı, zekât dışı sermaye unsurları düşüldükten sonra yarı yarıya olsa, bu ortak 25.000 liranın kırkta bir zekâtı ile yükümlü olur. Bu yüzden, her müslüman ortağın yıl sonlarında ortağı bulunduğu şirketin zekâta tâbi mal varlığı içindeki hissesinin yüzde oranını bilme hakkı vardır.
Tahvillerin Zekâtı
Maktu gelirli tahvil kıymeti üzerinden, kâr-zarar tahvilleri yıl sonundaki ana para ve kâr toplamı üzerinden zekâta tâbi olur. Tahvillerin dinen haram olan kısımlarına ise zekât düşmez. Helâl olan kısım zekâta tâbidir. Faiz kısmını fakirlere dağıtıp tövbe etmelidir.
Kâr Ortaklığının Zekâtı
Mudarabe akdiyle İslâm bankacılığı yapan müesseselere yatırılan paralar da zekâta tâbidir. Bu tür ortaklıklarda sermaye sahibi, sermaye ve kâr payının toplamından zekât verir. İşletmeci ise yalnız kardan payına düşenin zekâtını verir. Çünkü, işletmecinin ortaklığa koyduğu unsur emeğidir. Zekât hesabında tarafların zekât dönemlerinin yıl sonları esas alınır.
Hisse senetleri, tahviller, kâr-zarar ortaklığı belgeleri mükellefin diğer zekâta tâbi malları varsa (altın, gümüş, ticarî mal, nakit para, alacak gibi) onlara eklenir. Nisab hesabı beraber yapılır ve toplam üzerinden zekât verilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir